forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

GİDİŞAT: EMBEDDED…

Aktif .

umit_otan_120ÜMİT OTAN / EGE'DEN 

“Katharsis sarhoşluğu”ndan ayakların yere bastığı, aklın galebe çaldığı zamanlara varıldı mı bilemem, ama bizim “gazeteci milleti”nin “yerini, mesafesini” belirleme konusunda acilen bir karara varmasının tam zamanıdır.

Efendim, konu aynı…

Eğer, bu konuyu, çeşitli komikliklerle atlatmaya çalışanların “oldu da bitti Maşallah”ına bırakırsak gazeteciliğin varacağı yer vahimdir.

 Önceki yazımda da belirttiğim gibi inanın kişilerle ilgili bir sorunum yok. Birilerini yaralamak ise aklımdan geçmez.

 Öncelikle tüm gazeteci örgütlerini, etik kurullarını bir açıklama yapmaya çağırıyorum.

 Bir gazeteci aynı zamanda aktif politikacı olabilir mi?

 Dostlar, CHP’nin Parti Meclisi’ne seçilen gazetecileri televizyonlarda izliyorum.

 Cüneyt Özdemir’in 5N1K’sına katılan Enver Aysever, büyük bir heyecanla parti propagandası yapıp genel başkanına methiyeler düzerken, ekranda adının altında “gazeteci” yazıyor. Özdemir, çok kısa zamanda politikacıya dönüşen konuğuna şaşırdığını ima etmekten de geri kalmıyor.

 Mehmet Faraç da gözümüzün içine baka baka gazetecilikle politikacılığı bir arada yürüteceğini sıradan bir şeymiş gibi söyleyebiliyor. TV8’e bağlanıp, Kürt sorunu konusunda ne kadar bilgili olduğunu, yazdığı kitapların sayısını ballandıra ballandıra anlatıp gazetesinden aldığı ücretle geçinmeye çalıştığını söylüyor.

 Sorun, son söylediklerinde Faraç’ın.

 Maaşını gazeteden alacaksın. Parti Meclisi üyesi olarak haber yazacaksın. Ben de okur olarak, “bir gazetecinin” yansız, bağımsız haberini okumuş olacağım.

 Aptal yerine konulmanın bir sınırı olmalı…

 Hurşit Güneş, bir bilim insanı ve politikacı olarak görüşlerini paylaşırken, gazeteci değilken yazılarına ara verdi. Aslında vermese de olurdu. Çünkü Güneş’i okurken CHP’de politika yapan bir bilim insanının görüşleri olduğunu biliyorduk.

 Geçen yazımda politikacı gazetecilerin derhal istifa etmelerini ya da gazeteleri tarafından iş akitlerinin feshedilmesini istemiştim.

 Peki yazmasınlar mı?

 Tabii ki yazsınlar. Köşeleri de olsun, ama gazeteci olarak değil, Parti Meclisi üyesi olarak görüşlerini sunsunlar.

 Eğer “politikacı gazeteci” bir alışkanlığa dönüşürse,  medyamızda yeni bir çağ başlayacak demektir:

 “Embedded gazeteciler çağı”

Irak savaşında, ABD ve İngiliz birliklerinin yanına iliştirilen “gazetecileri” anımsayınız. On binlerce insanın öldüğü bir “cehennemin” bilgisayar  oyunuymuş gibi  dayatıldığı, olayın aslını öğrenebilmek için Al Jazeera televizyonuna kilitlenildiği günlere gidiniz.

Hükümetin yandaşı, şu partinin yoldaşı, şu genel başkanın candaşı, şu liderin kankası, şu beyefendinin “canısı”,  sözüm ona gazeteciler…

Vahametin boyutunu görebiliyor musunuz?

Ekranda Aysever. “Sayın genel başkanımız” diye başlayıp heyecandan öte bağırtılı ses tonuyla sürdürüyor. Yanında, CHP Parti Meclisi’nde yer bulamayan Ercan Karakaş sessizce dinliyor.

Kendi kendime sordum.

Lütfen samimiyetle siz de sorunuz.

Hala kendilerini gazeteci olarak tanımlayan parti meclisi üyelerinin tarafsızlığına, herkese belli mesafede olabileceklerine, sunacakları ya da yazacakları haberlerin doğruluğuna inanmamız mümkün mü?

Ekranlarında ve sütunlarında “yandaş medya” diye bas bas bağıranların kendilerine toz kondurmamalarındaki ironiye katlanabilecek babayiğit var mı?

Benden söylemesi:

Gidişat embedded gazeteciliğidir…

Başta okurlar ve izleyiciler olmak üzere tüm gazeteci dernekleri ve sendika, yol yakınken bu kötü alışkanlığa el koymalıdır, engel olmalıdır…

Şimdi ayılma zamanıdır…

umitotan@gmail.com
ÜMİT OTAN'IN YAYINLANMIŞ KİTAPLARI