forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

YA, BİZ SİVİLLER?

Aktif .

umit_otan_120ÜMİT OTAN / EGE'DEN...

Özkök Paşa’yı sevemediniz. Büyükanıt , sizi tatmin etmedi, Başbuğ Paşa da hayal kırıklığınız oldu. “Ordu yıpratılıyor” palavranız, “Ne şeriat ne darbe” iki yüzlülüğünüzün ardında neler olduğunu bilmeyen kalmadı.

 

Asker, hepimizin çocukları. Ordu, “birilerinin değil”, yetmiş iki milyonun ordusu. Küfürler dışında söyleyecek sözünüz varsa, buyurun…

Askerler gözaltına alınıyor, kimileri tutuklanıyor.

Konu: Darbe…

Darbe deyince gözler hep askerde, ama bir de biz “siviller” var…

Eğri oturup doğru konuşalım:

Sivillerin “ birileri”, epeyce kalabalık “birileri”, “generalin darbe severini”  daha çok seviyor…

Sivilliğinden bihaber sivillerin, “sıkıştıklarında”, birilerinden nefret ettiklerinde, ağızlarından ilk çıkan tümce, “Ordu göreve” olmuyor mu?

Laikliği ağızlarından düşürmeyenler, “koruyucu” olarak topu hep askere atmadı mı?

Hep bir “gücü” kurtarıcı olarak görüp, sırtınızı dayayıp, sonra yan gelip yatmak nasıl bir sivilliktir?

Laikliğin de demokrasinin de koruyucusu “benim”, “biziz” deme aşamasına varabildik mi?

“Biz halkız,  sorunlarımız varsa , biz çözeriz”e ulaşabildik mi?

Bir taraf, İlker Başbuğ’un sinirli hallerine bozuluyor, diğer taraf  “neden yumruğunu daha sert vurmuyor” diye hayıflanıyor…

Başbuğ, “demokrasi” diyor, bir tarafa  “az”, diğer tarafa “çok” geliyor.

Bir taraf Erzurum’u, öteki taraf Erzincan’ı alkışlıyor.

Bunun ortası yok mu?

Tabii ki var.

Üstelik  çok kolay:

Taraftarlıktan vazgeçip, aklımıza, vicdanımıza, insanlığımıza sığınacağız.

Hepsi bu…

Siviller, oturup, düşünsün, kendi kendilerine sorsunlar:

“Ben kaç demokratik kitle örgütüne, derneğe üyeyim? Bugüne dek sivil olarak, vatandaş olarak üzerime düşen neleri yapmadım? Neden en korktuklarım, en güvendiklerim gibi oldu?”

Zor sorular değil mi?

Biz sivillerin çorbada hiç mi tuzu yok?

Şimdilerde meydan “müsait”, atış serbest.

Yıllarca askerlerle ilgili önemli konulara parmak basmaktan ürkenlerin, görmezden gelenlerin, üstünü örtenlerin bugünlerde “aslan parçası” kesilmesi, kolaycılığın, iki yüzlülüğün “daniskası” değil mi?

Örneğin, uzman çavuşların yakınmalarına Umur Talu dışında hiçbir babayiğit bulaşabildi mi?

Emekli askerler, Ordu Yardımlaşma Kurumu ile ilgili sıkıntılarını anlatacak yer bulamıyor, sonuçta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gidiyorlar. Ayrıntıları yine Umur Talu’dan öğrenmedik mi?

Perihan Mağden, “Vicdani Ret”le ilgili bir yazı yazdığında, başına neler geldi? Yargılandığı mahkemenin önünde  uğradığı saldırıları, linç girişimlerini unuttuk mu?

Gencecik “çocuklar”,  ortaya çıkıp, “Genç Siviller rahatsız” sloganıyla gündeme oturdular.

Biz “yaşlı siviller” hep birilerinden medet umduk.

Şimdi olanı biteni izliyoruz.

Yalnızca askerlerin “darbecilikten” vazgeçmesi yetmez..

Sivillerin de artık “sivil” olduğunu, “yurttaş” olduğunu anımsama zamanıdır…

umitotan@gmail.com

NOT: Ümit Otan'ın yazıları aynı zamanda http://www.t24.com.tr de yayınlanmaktadır.

DKM ARŞİVİ

Loading