forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

"BİR ZAMANLAR ANTİDEMOKRATİK BİR GELİŞME OLSUN DA, HÜKÜMET GİTSİN DİYE DÜŞÜNDÜM"

Aktif .



Esquire dergisine konuşan Serdar Turgut, "1990’lı yılların hemen başında, darbe olsun diye çok düşünmüşümdür. Askerî bir darbe değildi kastım ama bir şekilde antidemokratik bir gelişme olsun da, hükümet gitsin diye düşündüm." 
Turgut, Esquire dergisi editörü Togan Noyan’ın gerçekleştirdiği röportajda, Hürriyet gazetesinde herkesin yayın yönetmenliği yapmak isteyeceğini ve bir dönem darbe olmasını istediğini ifade ediyor.

ESQUER DERGİSİ'NDE YAYINLANAN RÖPORTAJDAN BİR BÖLÜM

“Beyaz Türk”ler, biraz da, kendi kendini ötekileştirmedi mi; yani ülkemizde çok tartışılan “öteki” olma durumunu yaşamıyor mu?

Ben, bu saptamana katılmıyorum; asıl bizim gibi insanlar, Türkiye’ye sahip çıktı. Bırakın kendimizi ötekileştirmeyi, bizler; zamanında, insanları gerçek anlamda ötekileştiren bir iktidarı yıktık. ANAP iktidarı, bizim yüzümüzden yıkıldı. Hatta 1990’lı yılların hemen başında, darbe olsun diye çok düşünmüşümdür.

Nasıl bir darbeden bahsediyorsunuz?

Askerî bir darbe değildi kastım ama bir şekilde antidemokratik bir gelişme olsun da, hükümet gitsin diye düşündüm. Unutmamak gerekir ki; o dönemlerde, ANAP ve kendisinden sonra gelen DYP hükümeti, hem ekonomik hem de politik anlamda, bu ülkeyi fena hâlde sömürdü. Bu gelişmeler karşısında, “Darbe olsun.” diyince, o zaman, kimse bana karşı çıkmamıştı. Demek ki ortada bir gerçek vardı ve herkes bunun farkındaydı. Sonra AKP geldi; herkes bir duruldu, beklemeye başladı. Ta ki, bugüne kadar; şimdi, ülkenin “Beyaz Türk”leri, hükümetin yedi senelik icraatları sonrasında, ciddi anlamda ayaklandı. 29 Mart’ta sandıktan çıkan sonuç, AKP için büyük bir uyarıdır.

Peki, ülkenin bu eğitimli ve meslek sahibi grubu; ANAP ve DYP’den sonra, AKP iktidarını da sandıkta hezimete uğratacak bir güce sahip mi?

Çok net ifade ediyorum; eğer AKP, yerel seçimlerde, İstanbul’da CHP’ye kaybetseydi, bugün AKP bitmişti. Gerekli önlemleri almazsa, AKP çok büyük oy kaybedecek.

Peki, devletin kurumlarıyla ilgili size sızdırılan önemli bir belge oldu mu? Olduysa, bu belgeyi yayınlamak konusunda, nasıl bir tavır ortaya koydunuz?

Bakın, bir gün, Ankara’dan bana bir telefon geldi. Telefondaki kişi, gazetem için bir belge sızdırmak istediğini söyledi ve bu belgeyi, Genelkurmay’ın önündeki nöbet kulübesine bırakacağını belirtti. Ankara büromuzdaki arkadaşlar, belgeyi almak için, tarif edilen nöbet kulübesine gitti. Oradaki nöbetçi, bir grup askerin bir zarf bıraktığını ifade ederek, zarfı, arkadaşlara teslim etti. Belgede, orduyla ilgili çok ciddi iddialar vardı; açıkçası, isim vererek, kimlerin ne yaptığı, hangi işin içinde olduğu yazıyordu. Araştırınca, bu belgenin, emniyet teşkilatı tarafından sızdırıldığını öğrendik; belge, asker kılığındaki bazı kişiler tarafından, o nöbet kulübesine bırakılmış. Biz ise, gazetenin manşetini, “Bu belge, nasıl sızdırıldı?” şeklinde attık ve haberin içeriğini, sayfamızda, küçük gördük. Bu gelişmenin ardından, beni Ergenekoncu ilan ettiler. Oysa bu tavrım, demokrasi açısından, önemli bir çabaydı.