forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

Cem Uzan Taraf'a konuştu: Darbeci Gazeteciler için ifade veririm...

Aktif .

cem uzan 05Taraf Gazetesi'ne konuşan Cem Uzan, darbeci gazetecileri bildiğini ve gerekirse ifade vermeye hazır olduğunu açıkladı. 

Star Gazetesi’nin sahibiyken, manşetleri Hurşit Tolon’un attığını söyleyen Uzan, “28 Şubat ve diğer darbelerin sivil ayağıyla ilgili savcıya ifade vermeye hazırım” dedi. 

TMSF tarafından tüm mallarına 2003-2004’te el konmasının ardından zor günler geçiren ve dört yıl önce Fransa’ya sığınan ünlü iş adamı ve medya patronu Cem Uzan, suskunluğunu Taraf için bozdu.

İşte Taraf Gazetesi Ankara Temsilcisi Hüseyin Özay imzasıyla Taraf'ın manşetinde yayınlanan röportajın bazı bölümleri... 

 

 

YAVUZ, “FATİH ÇEKİRGE’Yİ AT” DEDİ, DİNLEMEDİM

2003 yılının Şubat ayı idi. Genç Parti’nin büyük kongresi vardı. Kongreden bir hafta sonra Yavuz Onursal geldi. “Patron, Çeaş ve Kepez’e el koyacaklar” dedi. Otelin kral dairesinde oturuyorum. “S.... git lan” dedim. “Çeaş ve Kepez’in kimseye borcu yok, 30 milyon dolar da temettü dağıtacak. Bunlar masal” dedim. Yavuz ısrar etti, “Sen beni dinle, çalışma yapılıyor. Sen Fatih Çekirge’yi kov” dedi. Ben insanlara sadık davranırım. İhtimal vermedim. Ama hepsi oldu.

ÖZ, HAYATIMI KURTARDI

Zekeriya Öz’ün söylediği sözler belki de benim hayatımı kurtardı. Bunu bilinçli yaptığını sanmıyorum. Belki de boş bulundu söyledi. Zekeriya Öz’ü hiç tanımam. Hayatımda da bir kez gördüm. Her ne niyetle olursa olsun söylediği sözler bende alarm zillerinin çalmasına yol açtı.

Yavuz Onursal, 2003’te Fatih Çekirge’nin işten atılmasını niye istedi?

Hükümet aleyhine yayın yaptığı için. Yavuz’un bununla ilgili bazı gerekçeleri vardı. Bazı şeyleri de daha sonra öğrendim.

ÇEKİRGE’Yİ İŞTEN NİYE ATTIM

Yanılmıyorsam Fatih Çekirge o tarihlerde işten ayrıldı...

Fatih Çekirge’nin işten ayrılması, daha doğrusu benim işten atmam, İmarbank’a el konmasının ardından oldu. Bankaya el kondu. Aydın Doğan medyası her gün küfür ediyor... Kimseye “Cevap verin” bile demedim, bekliyorum. 15-20 gün geçti, bizim medyadan ses yok. Gazetenin olduğu kat var ya, “Mikrofon koyun ben geliyorum” dedim. Herkesi topladım. Geçtim mikrofonun başına, “Adamlar her gün hırsız diye bağırıyor. Ben hırsız değilim, ailem de değil. Aranızda benim ve ailemin hırsız olmadığına inanmayan kimse varsa, tazminatını alsın gitsin” dedim. Yarım saat sonra Fatih (Çekirge) geldi. “İstifa ediyorum” diyecekmiş. İstifa edeceklerini önceden duymuştum. Yılmaz Özdil, Fatih Çekirge, Barbaros ve diğerleri... Hiç biriyle görüşmedim. Sekretere de “S... gitsinler” dedim.

ÜÇ MİLYON DOLAR ÖDEDİM

Bu insanları baştacı etmiş olmak ve bu kadar imkânlar vermek benim hatam. Ben her zaman yöneticilerime “Hatalarınızı açıklamaktan çekinmeyin” derdim. Karar veren kişi her zaman hata yapar. Sen 10 karar verirsin, üç hata yaparsın. Hiçbir zaman “Hata yaptım” demekten gocunmadım. Bu kadro da benim hatam.

Söz konusu yöneticilere yaptığınız transfer ödemeleri de sektörde her zaman tartışma konusu oldu. Örneğin Fatih Çekirge’ye 5-6 milyon dolarlık transfer ödemesi yaptığınız doğru mu?

Hayır, Star gazetesini kurarken, Fatih Çekirge’ye transfer parası olarak üç milyon dolar verdim. Ekibin kurulmasına ve yayın politikasına ise hiçbir zaman karışmadım. Diğer yöneticileri kendileri seçti.

Sözleşme süresinden önce gazetenizden ayrılan yöneticilerden tazminat istediğiniz iddia edildi, bu doğru mu?

Kimseden tazminat istenmedi. Ancak sözleşmeler belirli süreler için imzalandı. Transfer parası alan bazı yöneticiler ise sözleşmede yer alan süre dolmadan ayrılmak istedi. Bu kişilerden talep edilmiş olabilir. Örneğin Uğur Dündar, sözleşme süresi dolmadan şirketten ayrıldı ve kendisi transfer parasının kalan kısmını iade etti. Yine, Star’ın ilk yıllarında temsilcilik yapan Erdal Sağlam da, sözleşme süresinden önce ayrıldı. Dönemin Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp Kemal Bey’i (Uzan) aramış. Transfer parasının talep edilmemesini istemiş. Kemal Bey de bana söyledi. Ben de, “Benim paramı niye bağışlıyorsun” diyerek karşı çıkmıştım. Buna benzer olaylar yaşandı. Yoksa hiçbir çalışan o dönemde mağdur edilmedi.

MANŞETLER TOLON’DAN

Star’ın o dönemdeki yayınları hep tartışma konusu oldu. Özellikle, sizin bu yayınlarla darbeleri desteklediğiniz öne sürüldü. Bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Star, 1999’da yayına başladı. Kuruluşundan itibaren başında Fatih vardı. Ben yayınlara hiç karışmadım. Yayınları Fatih Çekirge ve Yılmaz Özdil belirliyordu. Hurşit Tolon’un talimatları ile her gün manşet atıldığını bilmiyordum. Bilseydim o an kovardım. Çekirge, “Benim babam kontrgerilladır” diye övünen bir adamdır. Ergenekon’da birçok davada olduğu gibi, masum olanlar da var, olmayanlar da vardır. Ancak böyle bir darbe olayı varsa, Fatih Çekirge dibine kadar içindedir. Aydın Doğan da içindedir. Birçok insan mahkemelerde yargılanıyor. Bununla ilgili olarak birçok kişi ceza aldı. Savcılara “Gelin, bana sorun” diyorum. 28 Şubat için, diğer darbeler için, bildiklerimle savcılara hazırım. İsterlerse yazılı, isterlerse sözlü olarak ifade vermek istiyorum.

Siyaset kulislerinde, yöneticilerinizin askerin darbe yapacağı konusunda sizi yanılttığı konuşulur. Hatta yıllardır kulislerde Fatih Çekirge’nin, size “Patron, şimdi Genelkurmay’dan çıkıyorum, askerler çok kızgın yakında darbe yapacak” dediği konuşulur. Bu rivayetler doğru mu?

Fatih bana, “Darbe olacak” diye doğrudan bir şey söylemedi. Hep, “Mutlaka bir şeyler yapacaklar ama buna izin vermezler” tarzında söylerdi. O günlerde ben siyasetteyim. Darbe olmasını ister miyim? Onun için öyle bir şey söylemesi mümkün değil. Gazetecilere anlatmıştır. Bana böyle bir şey söylemedi. “Müsaade etmezler, izin vermezler, yaptırmayacaklar” derdi. Darbe olsa, genel başkan olarak beni de götürürlerdi.

ERSÖZ’DEN HUYLANDIM

Ergenekon operasyonu sırasında Levent Ersöz ile yaptığınız görüşme de gündeme geldi. Görüşmenin amacı neydi?

Levent Ersöz ile hayatımda bir kez görüştüm. O da bunu gizli kameralarla kaydetmiş. 2004’ün Şubat’ı. “Şener Eruygur görüşmek istiyor” dediler. Medya sahibisin. Jandarma komutanı çağırdı gitmeyecek misin? Gittik karargâha. Orada “Yandan girin, garajdan girin, ordan girin, burdan girin” diyerek, dolaştırdılar beni. Bir kata çıktık. Bir albay geldi. Levent Ersöz’ün odasına geçtik. Tanımıyorum. Ben huylandım. Onunla görüşmeye gelmedim ki. Sohbet, muhabbet. O sırada bir iki soru sordu. Bu hükümeti siyasi olarak sevmiyorum. Huylandığım için diplomatik davrandım. “Ne yapacağınız beni ilgilendirmez” dedim. “Darbe yapacağız” şeklinde bir sözleri olmadı. Onlar da benim temkinli olduğumu gördüler. Ona göre davrandılar.

Bu görüşmenin dışında, Genelkurmay’a veya komutanlıklara gitmediniz mi?

O görüşmemin dışında gitmedim. Bir de daha önce anlattığım 28 Şubat sürecinde Özkasnak Paşa’dan fırça yeme olayı var. Ben o günlerde Londra’da yaşıyor-dum. Medya olarak sadece Star TV vardı. Başında da Allah rahmet eylesin ve nur içinde yatsın Ufuk Güldemir gibi omurgalı bir insan vardı. O yüzden, 28 Şubat sürecinin içinde en ufak bir şekilde bile olmayan tek medya grubu Star Medya Grubu’dur. Ama, Aydın Doğan ve Dinç Bilgin, Ertuğrul Özkök, Zafer Mutlu, Fatih Altaylı, Sedat Ergin, Fatih Çekirge 28 Şubat’ın her yerinde vardır.

 

“Mesut Yılmaz bizi cezalandırdı”

Aydın Doğan ve Dinç Bilgin’in, 28 Şubat’a verdikleri destek nedeniyle aldıkları rüşvet Poaş ve Etibank olmuştur. Mesut Yılmaz geldikten sonra ilk cezayı bize kesti. Mesut Yılmaz hükümeti döneminde bir gün akşam üstü Hakan (Uzan) aradı, “Abi battık” dedi. “Ne oldu” dedim. “Devlet bizden bir hafta içinde, nakit olarak 500 milyon dolar istiyor” dedi. Meğer, Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’e talimat vermişler. Karamehmet ve bizden, 500’er milyon dolarlık lisans bedellerini istiyorlar. Üstelik talimatta, “500 milyon doları vezneye yatırın” demişler. Yani parayı, bakanlığa getirmemizi istiyorlar. Amaçları bizi zor durumda bırakmak. Üç ay içinde parayı ödedik. Yani iki medya grubu ödüllendirilirken, biz ise cezalandırıldık.

KARDEŞİ OFİSİ BASTI

Star TV ’de, Uğur Dündar dönemiydi. Bir gün Mesut Yılmaz’ın kardeşi Turgut ofisime geldi. Başladı, hakkında çıkan haberlerle ilgili konuşmaya. Bağırıp çağırıyor... “Dur” dedim, Uğur’u (Dündar) çağırdım. Uğur geldi, “Ne meseleniz varsa halledin” dedim. Anlaşamamışlar. Konu davalık oldu. Bir gün avukatlar, Uğur Dündar’ın mahkemeye verdiği ifadeyi masama getirdi. Baktım, “Ben sadece spikerim, sadece hazırlanan haberleri okurum” diye ifade vermiş. Buna çok kızdım. Bu olay, Uğur ile yollarımızın ayrılmasına neden oldu.

 http://www.taraf.com.tr/haber/darbeci-gazeteciler-icin-ifade-veririm.htm