forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Hülya Avşar, Gülben Ergen Yerine Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar...

Aktif .

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Medya dünyamız bizi yıllarca Hülya Avşar ve Gülben Ergen polemikleriyle  oyaladı, yıllar su gibi aktı biz izleyiciler öööyle baktık. 

Tarifeli tren gibi belli zamanlarda önümüzden akıp gittiler , düdük öttüre öttüre.

Gülben  Ergen’in ruhani dünyaya makas değiştirmesi  yaşadığı bir nevi Yaşar Alptekin  sendromu benzeri  ‘Hacı anne ‘ durumu ,   ‘ manzum twitter’lara ‘   dalması ,  Hülya Avşar’la polemiği sonlandırdı .  

Hülya mı   canını kurtardı  yoksa Gülben mi Hülya’dan kurtulmak için böyle bir yol seçti , yoksa  hepsi oyun muydu  onu büyük ihtimal öbür tarafta  öğreneceğiz çünkü oyun bozan gazeteci sayımız az, hangi biriyle uğraşsınlar.

Şimdilik bu cesarette Emin Çölaşan’ımız  ve Yılmaz Özdil’imiz var , bütün yük omuzlarında . Ve gerçekleri arşivleyen magazincilerimiz çok yaşasınlar.  

Amma  Hülya Avşar polemikleri ,  hakkını verelim hiç bir zaman Gülben Ergen’le sınırlı kalmamıştır . 

Tarkan’a ödülünü almaya gelmemesi üzerine söylediği  ‘Ben kalkıp ona böyle bir jest yapıyorsam, gelip ödülünü alacak. Tarkan kim pardon? Nasıl böyle bir havaya soktular? Vergide birinci mi oldu? Okul mu yaptırdı? Kendime kızıyorum o saygısıza ödül vermeye gittiğim için.‘   sözleri Türk sanat  ve medya dünyasına geçerli Avşar kriterleri koymuştur .  

Rembrand okul yaptırdı mı, Wagner , Makarov, List , bizden Fikret Mualla,  tablosu milyon dolar ederken ben milyon doları  görmedim diyen dünya çapında  Burhan Doğançay  yakınlarda kaybettiğimiz  Talip Apaydın  ve  hakkın rahmetine kavuşmuş  nice değerlerimiz vergi birincisi miydiler , böyle bir hedefleri olmuş muydu , para kazanmak tamamda ülkenin iş adamlarını , sanayicilerini  geride bırakıp ya da onlarla aşık atıp bu kadar vergi ödeyecek kazancı ne yaparak kazandılar sorusu önemlidir,  gibisinden insan düşünceye dalıyor . 

Hülya Avşar bu düşündürür insanı , arpacık kumrusu yapar.

Bunlar Avşar kriterleri , kriterleri koyuyor ve oturtuyor itiraz yok  ..... Şimdiki cumhurbaşkanımızı ‘Ürkek Kedi’ ye benzeten Hülya o ...sıkıysa sor !

Lakin Gülben Ergen’de az değildir zıt gitmeye gelmez , zıt gidenle evleniverir . 

Perihan Maden , Nuran Yıldız  bu ihtimalin imkansızlığına güveniyorlar  herhalde ,son günlerde pek zıt gidiyorlar nasılsa bizimle evlenip çocuk yapamaz diye  .

Gülben Ergen  Hülya Avşar  ikilisinin   boşluğunu  şimdilerde  Şahan Gökbakar ve Cem Yılmaz atışmalarıyla doldurmakta.  

Sen mi gişe yaptın daha fazla , ben mi, sen mi daha çok kazandın ben mi kavgası ivme kazanmış durumda.  

Bütün  kavga para üzerinden ,medyanın asıl kavgası maalesef budur , para , para , para..

Peki tamam da , nedir bu hırs , iddia,  gözü karalık.

Prof. Kural’ımız çatır çatır filimlerdeki gizli reklamlardan  kaç para aldıklarını haklı olarak sorgulamakta,  Prof. Kural doğru yerden girdi  iş sigaradan da ötedir. 

Sevgili Prof. Kural ,   senelerce böyle dizi  yaptılar TRT’de  gizli reklamla , veren dayılandı, sorumlu bakan suçtur dedi ama  hepsi bu ,   bu işi  ortaya çıkaranlar , ahlaki değildir , haksız rekabettir diyenler kötü  oldular , yıllarca yasaklarla uğraş dur. 

Yolunuz açık olsun , doğrudur itirazınız  ne var ki bilhassa mali suçlara yönelik bürolar bu soruyu çoktan sormalı bu işlere el atmalıydı .

Eriyoruz bu paragözler  karşısında, nitekim Cem Yılmaz  ‘Cumhuriyet Rejimi yapıyorum, kendi kendin  eritiyor, ha ha ha’ diye espri patlattığında pek hoşa gitmişti, o kadar ki Cumhuriyetin en önemli eseri , onca yan iştirakleri, assetleriyle  İş Bankasının da bu Cumhuriyetle şakası olmaz  espri hoşuna gitmiş olmalı ki Cem Yılmaz’a reklam kampanyasını yaptırdı.

Hangi akıl, hangi reklamcı, hangi yönetim başlı başına araştırma konusudur. 

Şimdi bütün bunları kayda geçirme zamanıdır, çünkü  10 küsur yıllık Ak Parti iktidarında zengin olanlar rüzgarın nereden eseceğini kestirip  fonda ‘Oy dingala dingala, ateşte düştü mangala, Ayşe de Fatma dostun var çalkala yavrum çalkala’  eşliğinde pozisyon almaya çalışıyorlar .  

Oysa  verilecek hesap büyük,  kazandıklarıyla sınırlı değil , sanattan spora , edebiyata heder edilen değerlerle ilgili. 

Susmayı da bilmiyorlar, Cem Yılmaz kendisini Türkiye’de özgür hissetmediğini söylemiş New York Soho House’da buluştuğu Onur Baştürk’e.

Buluşma yerleri New York, dar geliyor Türkiye , hadi geçelim bunu bir kalem , Gazeteci soramamış ‘Kardeşim sen bu işleri  , kazandıklarını kafana silah dayadıkları için mi yaptın ?’ diye. 

Hani böyle bir şey varsa yardımcı olalım zira içine düştükleri durumdan kendilerini ne paraları , ne medya  düzeneği sadece bu ülkeyi dolayısıyla onları düşünen ‘azınlık’ kurtarabilir ancak , ben azınlık filan da olmadığımızı görenlerdenim, çoğunluğuz  sadece öööyle trene bakar gibi sustuk yıllarca .

Ama röportajın en vurucu noktası Cem Yılmaz’ın  Central Park’da neden Toma yok esprisi, ABD’ye iyi  yağ çekmiş , yerlerse , sanmam ama olabilirde , ABD herşeyi anlıyor diye bir  şey yok , Koskoca Donanma  komutanıyla  İspanyol Deniz Feneri bekçisinin konuşmalarını dinlemenizi tavsiye ederim , çok versiyonu olan eski bir espriden (İngiliz, Kanada  kaynaklı ) yenisi türetilmiş , 

http://www.youtube.com/watch?v=oei2lB9MBo0

Cem Yılmaz ‘ Neden Toma yok  ?‘  sorusunu  sorabiliyorsa yanıtını anlaması yıllar alır, geri sarıp 4 yaşında alıp eğitmek lazım uzun iş.

Ama  şöyle bir ipucu vereyim kendisine , ’70 lerde 110.sokaktan bir blok önce halk otobüsleri durur pencereleri kapatırdı çünkü 110. sokaktan sonra  yangın muslukları başındakiler otobüsleri sulardı , ben salak olduğum için şöförün arkasından pencereyi açıp ıslık sıçanına dönmüştüm.

Afro-Amerika’lılar mücadele ediyorlardı , sana ters gelebilir Cem Yılmaz ama sivil mücadele ıslatır insanı , buradaki para rekabeti içindeki  ‘Tuzu Kuru’ ları aşar.

Şimdi ABD Başkanı bir Afro-Amerikalı , hani kendini dinlemekten öğrenmeye vakit bulamadıysan hatırlatayım.

En iyisi sizler için biraz susmak.

En yoksun, yoksul günlerimizi aratacak yozlaşmanın hesabını tarih sorar , şu an bazı gazeteci , aydın geçinenler ve   gelgeç  ünlülerin  dürüstlük statüsünün  sarsıldığı alay konusu olduğu günlerdeyiz. 

Yazdıkları, yaptıkları elbette kayda geçiyor dünya çöplüğü ikinci sınıf adamların üçüncü sınıf işleriyle dolu. 

Sen Nabokov filan da değilsin, bu ülkenin göçmeni hiç değilsin , bu toprakların çocuğusun biraz sus, mesela ‘Cennet Koyu’nda dinlen , orada da huzur bulamadın mı , komşular da şahane magazinden takip ettiğimiz kadar.

Yoksa adı ‘Cennet’ olan her yeri cennet mi sandın, cehennem böyle bir şey işte kendini cennette zannedersin.

Ne diyeyim, Allah Kurtarsın  Cem’i de Şahan’ı da , bizi de.

Başımıza gelenleri sevgiyle Kayda Geçiriyoruz . Şimdilik elimizden gelen budur.

necefugurlu@gmail.com

 

DKM ARŞİVİ

Loading