forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Medyamız Tren Kazasına Döndü... Dayan Türkiye...

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Korkunç tren kazaları vardır, neden, niçin oldu hep bir ağızdan tartışılır sonra kabahat ya zavallı makiniste ya da  makasları değiştiren bir adama fatura edilir , işte medyamızın  hali budur.

Devrilmiş trenin etrafında biriken kalabalık yakınlarının ‘yaşıyor’ haberini duymak için enkazın etrafında  acı içinde dönüp dolaşırlar .

Trenden her  ceset çıkarıldığında    acı haykırışlar birbirine karışır .  

Canını kurtarmışlar  başlarına geleni anlatmaya çalışırlar ama  çoğu kez kaza anında ne olduğunu anlamadıkları anlaşılır.

Kaza anını  hatırlamazlar.

İşte bu trajik anlarda  trenin  enkazından çıkan  cesetlerin, yaralıların etnik , inanç farklılığının hiç bir önemi yoktur , geride kalanlar nedense bu acı dersi  yeni kazaya kadar unuturlar , nisyan ile malül olmak bu olsa gerek  .

Medya kazası  trenin içinde ,  dışında herkes için , insanlık için bir travmadır.

Yandaş Medyaymış, Gülen Hareketinin Medyasıymış , Doğan, Ciner  Medyasıymış, Ethem Sancak  Kanallarıymış, yok efendim  ‘ ben yapımcıya parayı ödedim  bana ne sana ödemediyse ‘ tavrındaki TRT’ymiş  ne fark eder, medya treni kaza yaptıysa hepsi içindedir ve felaketin parçasıdırlar  , İsmail Hacıoğlu , Vildan Atasever  bu anlamda yanlız değiller.

Yayın sorumluluğu ben o programı dışarıdan yaptırıyorum diye kabahatin ‘hizmet sözleşmesi’ ile başkasına devredilebilecek   bir  iş  değil.

Medya yöneticiliği  gerekirse idam sehpasına  tekmeyi kendileri atabilecek cesur insanların işidir, kıvırtma kaldırmaz.

Hele ahlak ve  inançları yayında entellektüel sosla yediriyorsan , siyasi tartışma programı esnasında  ezan arası veriyorsan , yakında namaz arası da verebilirsin , ama evrensel ölçekte sorumlu yayıncılıktan uzaksın demektir, kimse darılmasın.

 

Bu anlayıştan nemalanan ,bu fikirlere aykırı olup bakın burada bende yer bulabiliyorum kadrosundan  hoşa giden laflar arasında iki doğru çakmaya uğraşanlar  bu maskaralığa daha iyi teklif gelene kadar devam ederler , sonra tüyerler  buna ihanet mi demek lazım bile bile lades mi bilmiyorum.

 

Medyasını    kuruyemişçilerde bulunan  ve bir sıra kayısı, bir sıra incir, bir sıra cezeriye, bir sıra ne halt olduğu belli olmayan mıncık edilmiş macun dizilmiş  üzeri jelatin kaplama  sepete döndüren,  ‘ bizde her tat var ‘  mantığıyla idare edenlerin  gelecekleri son nokta tren kazasıdır.

 

Elbette kötülükler karşısında dilini tutan , bu olup bitene susan şeytandır, lakin kim dilini tuttu on yıllarca iyi sorgulamak lazım.

Devrilmiş trenin enkazının  içinde durduğu bu medya  istasyonu : 

porno çekenlerin devlet sanatçısı yapıldığı , kafası tütsülülerin iftar sofralarında baş tacı edildiği , ‘Örtmenim  ben söyleyeyim, ben biliyorum ‘ diyen sürekli parmak havada  ve  işleri dışında her şeye burun sokanların iş bulabildiği bir medya.

Samimiyetsiz samimiyet kurma çabalarıyla süslü ,  izleyiciyi aile ilan eden , sabahları enerjisini yeşil çay içmesine borçlu olduğunu anlatan gayretkeşleriyle   , ve kızlara iş bulma mecburiyetinden gezi ,  yemek programı  patlaması yaşayan bir medya.

 

Dayan Türkiye Başarırsın, daha ne kayda geçireyim.

 

İstikbal göklerde de,  bu medyayla çakıldık kaldık yerlere , uçamıyoruz 

Bizi uçuran sanat da yok . 

Tarihi ,  insanlığın geçirdiği evreleri heykellerden, mağara duvarlarına çizilen resimlerden anlayan , araştıran bir dünyada ,  biz ikisine de tövbeliyiz. Bunlar yok ama filim var , komikiz yahu ! 

 

Muhayyele yok ,  sadece parodi var olmuşla ölmüş arasında gidip geliyoruz.

 

Bu mu  ‘ ileri demokrasi’ , gerçekten çok ileri gidildi.

 

Geçenlerde  Habertürk’de Ece Üner’in  programında Muhsin Kızılkaya  yeni dönemde Seçilmiş Cumhuraşkanımız  ve Yeni Başbakan’ın  ‘Radikal Demokrasiye’ geçeceği tahmininde bulundu . Fazla da üstüne basmadı bu çok önemli tahminin.

Önemli sözler bunlar, Ece Üner de üstüne gitmedi nedense , halbuki çok özetle dış kaynaklı analizler liberalllerin önünün açılacağını yazıyorlar ülkenin geleceğinde.

 

Bu durumda   demek bir  tabela değişikliği olacak , malum liberallerle AKP statükosu barışık değil , küs oldular bir zamanlar çok fan fin fondular. 

 

Piyasada  ‘Radikal Demokrat’ arayışı veya imalatı başlayabilir .

 

Demokrasi var, liberalizm var da Radikali’ne dayanmış bulunuyoruz , hayırlısı ne diyeyim.

Sadece Kayda Geçiriyoruz.

 

Bir de  Medya Kazasında  enkaz altında kalmışcasına uyduruk kahramanlıklar kırıp  saranlar var , böylesi yüzsüzlük akıl alır gibi değil.

Yasaklılar, parasızlar , mağdurlar , yazamıyorlar, yazdırılmıyorlar , beni işten kovdular attılar sattılar diye yakınanların     aslında  yazmak için hiç bir manileri yok , 

mani maaş alamazlarsa yazamıyorlar , ilham perileri maaş  demek  ...

Yavuz Semerci’nin 21.08.2014 tarihli  Gazeteport yazısından sonra  bunların erkek olanları   sokakta takma sakal , bıyık, kadın olanları   peruk gözlükle  dolaşmıyorlarsa şaşarım. 

Hatta isim, kimlik, şehir mümkünse memleket değiştirirlerse daha rahat ederler , şayet biraz onurlaı varsa . 

Yazı müthiş bir saptama ve yenilir yutulur cinsten değil  okunması tavsiye olunur.

 

Akdenizli yanımızın  önemini unutmuş bir medyayla AB’ye  nasıl gireceğiz ayrı bir sorun .

 

Herhalde  Ebru Gündeş, Reza , Emel  ve diğer  kendisini Ege  , Akdeniz , balık, deniz sefasına vermişlerin yüzü suyu hürmetine gireceğiz  AB’ye... Zerrap helak oldu açığımızı kapatmaktan !

 

Bir şey istersin ama elde edemiyeceğini bilirsin ya,  bundan daha kötü umutsuzluk var mıdır , ülkem için her güzel şeyi isterim ben , elde edemiyeceğimi bile bile , hüzünlenirim , acı çekerim.

 

Edgar Allen Poe’ nun meşhur lafıdır  ‘mezarda bile herşey bitmiş değildir ‘. diye , düşünün  Poe bile bunu söylüyorsa ...

Dayan Türkiye

Reset ediliyoruz bir takım hıyarlar yüzünden, çok bozuk çıktılar.

Tren Kazasından ölü yaralı çıkan, izleyen , bekleyen hep biziz yeter ki bunu hiç unutmayalım.

Dayan Türkiye Mahsun Kırmızıgül’ün yeni dizisi geliyor , bunu da atlatırsak bizi kimse yenemez.

 

sevgiyle

necefugurlu@gmail.com