forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Tatlıtuğ, Şenkan’dan, Zeki Alasya Cem Yılmaz’a Konuşulmayan Gerçekler

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Konuşursam bana kendini kollayamayan aptal derler mi  diye  korkmamak lazım . İçimizdeki soruları sormamız,  konuşmamız şart . Korku insana dairdir ve normaldir . Şimdilerde ekranlarda  korkan insanlar  izlemekteyiz . En korkusuz iktidar propogandistleri , amigoları bile korkmaya başladılar.

Bu ülkede devri sabık olmaz diye güvenenler yanılıyor olabilirler korkusu sardı etrafı, ya hesap sorulursa ?

Ya hukuk devleti harekete geçerse ? 

Ya sanat alıp başını giderse ?

Kendince  akıllı olanlar  , konuşmamak , yırtmak için kendilerini kovduracak yazılar yazıp akılları sıra paçayı kurtarıyorlar. 

Pek pragmatik bir davranış , kimin  neye kızacağı belli ,  yaz iki satır kızdır mübareği, kovulacağın belli .

sonra  efendiliğini muhafaza edip bir ‘teşekkür’ vedası ile ‘ bir orta bir sade haydi bana müsaade ‘  de ve mağdurlar konvoyına eklemlen...

Günümüz medyasında bu kadar kolay mağduriyet kırıp sarıp çekilmek , nasılsa son dakikaya kadar yaşamı idame ettirebilecek paralar istiflenmiş !

Yeni ‘ kovulanların‘   finansı sağlam.

Buna inananlar olabilir mi,  sanmam  ama inanmak isteyenler elbette olabilir ,  belki inandırılanlar da vardır.  

Türk Telekom Arzu Onan’la bir reklam filmi yapmıştı, hani yaramaz beyaz bir kedili, şimdilerde aynı beyaz kedi ‘Tekno Tekir’  oldu ama rengi beyaz !

Beyaz kediyi tekir kedi yapan bir iradeyle karşı karşıyayız itiraz eden var mı ?

Korku dağları bekler, korkusuz insanda esasen yoktur, korkusuzluk bütün korkularla yaşama cesaretinden ve vicdanıyla hareket etmekten ibaret . 
Herkes korkar, kimseyi korkaklıkla suçlamak haddim değil.
Korkusuzluk  aşk gibidir, yersin kazığı içinde incinmek  korkusuyla bile bile  yeniden aşık olursun.
Bazen tam tersidir, o olmazsa soluk alamayacağını bile bile terk edersin.
Hayatın insanı yenilmeye doymayan pehlivan yapma halidir korkusuzluk .
 
Yere sererler seni, ama  kalkar ağzın burnun bir tarafta her yerin acı içinde devam edersin yaşamaya.
Sana yapılan haksızlıklara özür diledikleri zaman , bir daha yapacaklarını bilerek özrü kabul etmemek de korkusuzluktur.
 
Hakkında  kim ne düşünürse düşünsün , söylesin    bir  adamı sevmek gibidir  korkusuzluk .  
Ve yollarda eşlerini terk ettikleri  için  eşleri tarafından öldürülen  kadınların çoğu korkusuzca ölüme gidenlerdir.
Bütün bunları gözden geçirince çok mu zor korkusuzca konuşmak, hiç ince hesaplara girmeden kıvırtmadan.
 
Asıl  Konuşulmayan gerçeklerden korkmak lazım.
 
Engin Şenkan ve Kıvanç Tatlıtuğ olayıda bu konuşulmayan gerçeklerden biri. 
 
Bunca yıllık aktörlük yaşamında böyle bir şeyin başına gelmediğini söyleyen Devlet Tiyatrosunun yılların aktörü  Engin Şenkan  karşısında sabrını taşıran mankenlikten gelme Kıvanç Tatlıtuğ’un ne yaptığını anlatmıyor, sözlerinde dikkatli ,  bilhassa yapımcıyı övüyor .
 
Kıvanç’ı bu hale getiren düzeneğin en önemli aktörü yapımcılar  oysa, ve tam ne olduğunu anlatmıyor Şenkan , rica etmiş yapımcı konuşmaması için .
 
Kıvanç Tatlıtuğ ise konuyla ilgili cevap vermiyor .
 
Sonuç :  Bütün bu olup biten konuşulmayan gerçeklere bir örnek, gene magazin ülkemizin vebası korku, konuşulmayan gerçeklere neşter attı ve kayda geçirdi.
 
Ne olacağını tahmin etmek zor değil, olayın unutulması beklenecek, üzerine  gidilirse meselenin , muhtemelen  Şenkan ve Tatlıtuğ bir masada yemek yerken görüntülenecekler . 
 
Kıymetlimiz  Zeki Alasya ise bir  röportajında mealen Oscar kazanacak filmin Cem Yılmaz tarafından yapılacağını söylüyor, oyuncu, yönetmen, yapımcı kendinden ümit kesmiş Cem’den bekliyor Oscar ! 

 

O da ‘Olur yaparım ‘ gibilerden cevap veriyor , zekice ‘Emrin Olur’ gibilerden bir yanıt komik !
 
Oscar alırsak sanki ülke , ülkenin sanatı kurtulacak ve bu filmi kimin yapacağına da  neredeyse bilgeler karar verecek, bir nevi  sanatta ‘icmal’ mi desek.....
 
Tıpkı Cumhurbaşkanı  çatı adayı arayışları gibi .
 
Ve uygar doğunun bizden doğusunda yaşayan  Kım Kı Duk Oscar almasının  imkansız kadar zor  olacağını bile bile  ‘ İlkbahar, Yaz, sonbahar, Kış ve  İlkbahar.....’  gibi Oscar’ın derinlerine inemeyeceği  bir filim yapıyor , 
Pieta gibi master piece ile de Altın Aslan alıyor 2012 de .
1960 Güney Kore doğumlu.
Na  Hong-Jin ise aynı coğrafyadan bir başka sinemacı   ‘ Yellow Sea ‘  , ‘ The Chaser ‘ gibi  gene master piece filimlere imza atıyor ,  O da 1974 Güney Kore doğumlu  .
 
Ortak noktaları ülkelerinin gerçekleriyle yüzleşebilmeleri, ve çok yetenekli olmaları, hele  Kim-ki Duk’un  sinema eğitimi yok, kimsenin asistanı olmamış, etkilenmemeyi biliyor ve kendi tekniğini geliştirmiş,  öykünmüyor adam zorla değil ya....
 
İkiside cesur . Kimbilir nelerden korkuyorlar ama cesurlar.
 
İkisininde pek çok ödülleri yok değil, ama Oscar için yollara düşmüş halleri  hiç yok .
Şimdi bunları yazdım ya ,  korkarım ve umarım bizimkilerin ; bu   senaryoları apartıp    yakalanınca ‘remake’ ayaklarına yatıp adaptasyon kopyalarını  yapmalarına vesile olmam.
 
Cesur işler  korkan insanlardan çıkar , yaşamaya devam etmek için korksanda hayata karşı savaşmaktan başka çare var mı .
Yoksa hepimiz iyi eş ,  iyi anne , baba, olmak isteriz. 
ailemizi bolluk içinde yaşatmak, çocuklarımız, torunlarımızın geleceğini güvence altına almak isteriz.
En azından  kimseyle arayı bozmadan eve ekmek götürmek isteriz.
 
Ama iyi insan olmak için bunların esiri olmak, hele sanat için yeterli olmuyor.
 
Artık konuşma zamanı , yoksa tarihe ‘Palavra Zamanlar’ ının  insanları olarak  geçeceğiz.
 
Bayrak indirildiği zaman hatırlanacak bir bez parçası değildir, işte böylesi yol ayrımlarında doğru seçimlerle dalgalanır.
 
Velhasıl zor iş ‘vatanseverlik ‘ , bayrak şiiri okumak  yetmiyor.  
 
Kayda Geçiriyoruz efendim.
 

DKM ARŞİVİ

Loading