forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

LÜKS YAŞAM VE KABALIK...

Aktif .

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN  

Lüksü sevmek, zevk veren, konforlu  bir hayatı istemek fena  bir şey değildir; dindar, dindar olmayan her etnisteden, dinden insanın hakkıdır.

Ne var ki lüks yaşam para ile olabilecek bir şey değildir, kabalığın yok olmasıyla olur.

Kabalık  ve lüks bir arada olmaz. 

İçinde düşünce, edebiyat, şiir, filim, öyküler, piyesler ,müzik , hayvan, doğa sevgisi olmayan kaba bir hayatı neyleyelim. 

Bütün bunları içinden alırsanız geriye kaba  ‘para lüksü’ kalır. 

Şu an hakim trend budur. 

Kabalığın  en derin noktası para üzerine mutabakat yapmış , parayı ana arter yapan yönetim sistemlerinin ,  kabalığı  ‘para kanalı’  vasıtasıyla topluma pompalamasıdır.

 Bu döşenen ‘kabalık borusu’  ekranlar, medya olmadan olmaz , kabalık akacak yer bulamaz.

Artık kabalıkla  mücadele milli bir mücadeledir.  

Kabalık;

Müzayedelerde milyonları bastırıp tablo alır ama  resim sanatını , ressamı yaşatmaz.

Klişe cümlerle laf ebelerini ekranlara sürer ama  dili yaşatmaz.

Kamu alanlarına konulmuş heykellerin ağzını burnunu kırmak, yapılan dizileri, filimleri bütçeleriyle değerlendirmek, sanatsever siyasetçilerin  yanlarında aile dostları ‘sanatçı ünlü’lerle katıldıkları konserlere sucuk ekmek getirtmeleri , sarmısak kokulu konserler bizi kabalaştırır.

Bir avuç toprakta,  kayalıklarda çiçekler açar ama o görkemli beton yığınlarında filiz vermezler, hayatı güzelleştirmezler. Binalar kaba kaba yükselir.

Bu yüzden lüks akıllı binalarda yaşayanlar,  zenginliğin içinde kaba bir hayat yaşarken , gecekondularda çiçekli bahçelerin inceliğinde nice fakir insan yaşar.

Para üzerine kurulmuş başarı öyküleri  ekranlardan bu kabalığı popülerize eder.

Kabalığın insanları cansız, ruhsuz, sıkıcı yaşama alıştırması zaman alır, ama bir zehir etkisindeki bu  kabalığı  zaman içinde  insanlar kusarlar ortada kusmuk kokulu bir lüks kalır.

Müşkülpesent, zor beğenen bir kalbin yakınmaları, incinmeleri değil bu yazdıklarım.

Sıradan bir insanım  ve kabalık tarafından baştan çıkarılmayı reddediyorum.

Çünkü  kabalığın baştan çıkardığı   insanların  acı öykülerini gördüm , yaşıyorum, düşünce ve eylemde  büyük işler yapmaktan acizler artık.

Bakmayın titrlerine, hele medyada , siyasette  hiç etkilemiyorlar, sadece çıkarttıkları polemiklerle birbirlerini ipliyorlar.

Tıpkı sıralamada birinci, ikinci ama izlenme payında toplum tarafından terk edilmiş diziler gibi oldular .

Bunun için hep aynı lafları,öyküleri tekrar ettiriyorlar  , ekranlar aynı şeylerin tekrarlanması için açılmış aynı malları satan arastaya döndüler, bu kabalık değilde nedir ?

Bu medya düzenini kuranlar okumuş, rafine insanlar, bu kabalıktan şikayetçi olanlar  ise cahil dedikleri sıradan halk, nasıl bir çelikidir bu yaşamaya zorlandığımız . 

Kabalığın Tedavisi Arınç tarzı siyasetçilerin adabı muaşeret dersleriyle, veya Hasan Celal Güzel’in ecdadıma zampara dedirtmem yaklaşımıyla mümkün mü ?

Neden Recep İvedik gişe rekorları kırıyor düşündünüz mü, çünkü kabalıkla alay ediyor. Şahan Gökbakar işi çok daha derin noktadan yakalamış gözüküyor.

Hele son günlerde ortaya çıkan küfür filimleriyle kıyas edilemiyecek bir noktada duruyor.

Bir savaş filminde cephedeki askerin yüzündeki toz toprak, kir mide bulandırmaz, ama servis yapan bir garsonun tırnaklarının içindeki kir iğrenç bir kabalığın simgesidir.

Diğer filimlerle Şahan Gökabakar arasındaki farkı böyle gözlemliyorum.

Mamafi  ekranlar  kabalığın  zannedilenin aksine halktan çıkmadığını,  zenginliğin deformasyonu olduğunu ikinci sayfa içerikleriyle pek güzel anlatıyor . 

Kabalığın üzerine ince duygularla gitmek , yontmaya çalışmak koskoca dağı iğne ile kazmaya benzer.

Belki de artık akıllı düşnmek ve düşünceleri kabaca dile getirmek gerekiyor.

Şahan bu yüzden lazım, Kadir İnanır’ın son çıkışı bu yüzden çok önemli  

Şüphe yok ki ;  kabalık pazarladıkça  pozisyonları yükselen medya mensuplarının kulakları kabalığa yabancı değil,  ancak mücadele için anlayacakları  bir dil gerekiyor.

Yoksa medyamız yoluyla  hakim kabalık ; kendinden utanan, başkaları gibi olmaya öykünen, 

Nişantaşı  kafeleri , ikinci sayfa güzelleri, koluna ithal yerli şempanzeler takıp resim veren zengin hödüklük kriterinde düğümlenen , bir sözde  elit yaşamın olmazsa olmazlarını pazarlarken kadınlar dayak yiyor, ölüyor, başörtüsü simgesi medya kızları kocaman takıları, sürmeli gözleriyle Atatürk’e söverek kendilerine yer açmaya çalışıyorlar .

Kabalık  gitgide donuklaştırdığı  hayatımıza  kimlerin ve ne maksatla katkısıdır sorusunu soralım ve kayda geçirelim.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com