forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

OLAĞAN ŞÜPHELİLER… FETHULLAH GÜLEN CEMAATİ, HÜSEYİN GÜLERCE İKTİDAR VE ‘DAR ÇEVRE KONSORSİYUMU’

Aktif .

necef_ugurluNECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Bu ülkede solcu, komünizm öcüsünü kovalamakla geçti yıllar. Sonunda görünen o ki asıl kovalanması gereken Egoizm, Hedonizm, Fanatizm kazandı ve yalnız sol düşmanları değil bütün toplum onların karşısında yenildi ne kelime, diz çöktü...

 

Şimdi buna obez, arsız, yüzsüz ve palavracılar da katılınca ve kayıt dışı ekonominin avantajlarıyla oluşan ortak suç kardeşliğiyle şahane bir ‘Dar Çevre Konsorsiyumu" oluştu ve  işin içinden iyice çıkılmaz bir hal ile karşı karşıyayız. Tröst, malumunuz tekelciliğin en gelişmiş biçimlerinden biridir. Tröstün daha etkili ve güçlü biçimi konsorsiyumdur ve ülkemiz bu ‘dar çevre konsorsiyumu’ nun maalesef elindedir. Yargı, siyaset, halk bunlarla mücadele etmekte zorlanmaktadır; çünkü sapı samana karıştırıp zihinleri bulandırarak ömürlerine ömür katmaktadırlar.

Bu konsorsiyumun bin türlü oyunu vardır, paraları, güçleri, ele geçirdikleri yanıltma saptırma alanlarının etkileri görünen köydür. Esasen Türkiye’deki sayılarını Allah bilir. Fazla olduğunu sanmam, en tehlikeli cemaatidirler.

Müritleri onlara sıkı sıkıya bağımlıdır; çünkü iyi olanı değil tam aksi yeteneksiz, güçsüz olanı seçerler. Hiçten zengin, ünlü, dalının ‘en’ini yaratırlar. Hani "bu salak nasıl buraya geldi" diye sorarsınız ya, o tür insanları arayıp bulmak zor olmadığı için de işleri kolaydır. Kullanacakları insan malzemeleri boldur. Malum dünyada aptal, yeteneksiz, hadsiz , sorumsuz, paragöz sıkıntısı görülmemiştir. Sistemi bunların üzerine kurduğunuz zaman da eleman sıkıntınız asla olmaz. Bu garibanlar sorgulamadıkları için de en itaatkar cemaat üyesi olurlar. Negative selection (Cumhuriyetimizin kuruluşundan beri en büyük zaafımız ) ‘Dar Çevre Konsorsiyum’unun temel kurallarıdır.

Varlıklarının bir başka temel kuralı, seçtiklerinin dışında kalanları yok farz etmeleridir. Çok sıkıştıkları zaman ‘var’ farz ederek kafaya almaya çalışırlar. Programına konuk olur, ismiyle hitap ederek ‘bak seni eşitim olarak görüyorum’ numarası çakarlar. "Yok farz edilmek" ise en büyük korkularıdır . Her mihnet kabulleridir. Yeter ki gündemde kalmak eksik olmasın pencerelerinden.

En korktukları bir başka husus ise entellektüelizmdir. Bu yüzden popüler kültür, halkı anlamak ayağına basitlik, az kelime ile konuşulan taklit ortamında rahat  ederler. Bu tür konsorsiyumlar bazen kolunu korumak için elini feda eder. Ne var ki burada şimdiye kadar zaman zaman feda ettikleri pis tırnaklardır .

Pis tırnak kadrosu kimlerdir? Bulmak zor değil, ekranları takip yeter.   Bunların bir başı var mıdır, bilemem ama bu işler çok para isteyen, çok para dönen işler olduğu için başı orada aramak gerekir. "Fallow the Money" derler buna. Geniş spektrumlu ahlaksızlık mazeretleri vardır, demokrasi, özgürlük, vatan sevgisi, çağdaşlık... Allah ne verdiyse sıralarlar, para, güç, ve güç ilişkileri, her şeyleri vardır ama ahlakları, vicdanları yoktur. Esasen böyle bir dertleri de yoktur... Ben ne vicdansızım diye dövündükleri görülmemiştir. Bunların bu kadar semirmesinin nedeni ne yazık ki ahlaklı vicdanlı insanların uzlaşmacı tavrı ve bunları zaman içerisinde eritebilecekleri vehmi olmuştur. Onlar vicdan ve ahlakı gömmüşlerdir.

Nur içinde yatsın, Nurettin Topçu’nun şu sözlerini gel de hatırlama ve onu rahmetle anma... ‘Kur’an harikası olan ilahi ahlak, İslam diyarında çoktan gömülmüştür’ diyen Topçu, bunun temel sebebini felsefenin İslam topraklarından kovulmasında bulur. Okullarda kırık dökük de olsa felsefe dersi görmemiş bir nesil, "felsefe nedir yenir mi?" diye soradursun fırsattan istifade eden ‘Dar Çevre Konsorsiyum’u boşluğu evrensel değeri sıfır olan ve bu ülkeyi çöplük haline getiren ne varsa onlarla doldurmaktan utanmamıştır. Geçim kaynaklarıdır.

Dindar insanlardan çok rahatsız olurlar. Dindar gibi görünenlerden ise pek hoşlanırlar. Görüntüye çok önem verirler. Peki dindar insanlardan neden rahatsız olurlar. Gene rahmetli Nurettin Topçu’ya dayanacağım, Topçu’ya göre din kuvvet kaynağıdır, dindar adam başkalarından çok şey bilen değil, daha kuvvetli olan insandır.

Güçlüden kim korkmaz! 

Vicdan azabı çekme özürlü bir cemaattir Dar Çevre Konsorsiyumu. Oysa vicdan azabı çeken insan , her şeyi yakıp yıktıktan sonra, "Pişmanım pardon, itiraf ediyorum şimdi öyle düşünmüyorum" diyen insandan çok daha şerefli, saygıdeğerdir. Bunlarınki ne sığ bir nesnellik değil mi? Patch work pantalonlu bir köşe yazarının köşesinden bu tür itirafları okumaktan yorulduk. Elbette suçlu vicdanlar suçlarını itiraf etmek ister. Bilhassa sanatçılar bu itiraflarıyla eserler ortaya çıkarırlar. Çoğu sanatçıların eserleri çıkarttıkları günahlarıdır, ama bunu yapabilmek için yetenek şarttır. Bizim Dar Çevre Konsorsiyumu birbirlerine ödül tokalayan yeteneksizlerden müteşekkil bir cemaattir. İyi ki aman iyi ki…

Dar Çevre Konsorsiyumu'nun yaptıkları, söyledikleri hiçbir şeyde vicdan olmadığı gibi bilimsellik de yoktur.

***

Almanya doğumlu ünlü fizikçi Albert Einstein ‘Vicdanına karşı gelen hiçbir şey yapma, devlet istese bile’ der. Einstein’ın fizik çalışmalarının yanı sıra bir din kitabı çalışması olduğunu daha önce yazmıştım. Şimdi bir başka fizikçinin, hem de son günlerde gene üstlerine fena halde gidilen ‘Olağan Şüpheliler Fethullah Gülen Cemaati ‘ mensubu bir gazeteci, yazar aynı zamanda bir fizikçinin şu sözlerine bir göz atalım Sayın Hüseyin Gülerce diyor k...

"Yargısız infazlardan en çok bizim mahallede yaşayanlar çekti. Çektirenlerin başında da, bugün, "yargısız infazlara hayır" korosunun en önde gidenleri var. Suçsuz olduğu halde katil gibi, eşkıya gibi gösterilmek, cüzzamlı muamelesi görmek ne demek, en iyi biz biliyoruz. Mesele vicdansa, ben o vicdan yarışına varım. Üstelik vicdanımı, Allah korkusu ile konuşturarak varım’

Gülerce hiçbir insan sesi vicdanın fısıltısının ulaşabildiği kadar uzaklara ulaşamaz (Gandhi) bunu biliyor. Onun için ‘vicdan’la meydan okuyor. Sadece dindar değil, bir fizikçi Gülerce bunu unutmayalım ses, rezonans iyi bilir. En ince yerden yakalıyor. Karşı tarafta olmayan bir silahla ‘vicdan’ la meydan okuyor . "Karşı taraf kimler?" sorusunun cevabı ise gene cümlelerinde saklı. Birinci grup

"Yargısız infazlardan en çok bizim mahallede yaşayanlar çekti. Çektirenlerin başında da, bugün, "yargısız infazlara hayır" korosunun en önde gidenleri var’ cümlelerinde kastettiği muhataplar açık ve net bence. Bu günleri ile geçmişleri yalakalık dolu rüzgargüllerini olsa gerek...

‘….Mesele vicdansa, ben o vicdan yarışına varım. Üstelik vicdanımı, Allah korkusu ile konuşturarak varım’

Sözlerinde ki muhataplar ise gene açık ve net... Sayın Gülerce vicdan sahibi olup dindar olmayanları da saygıyla kucaklarken, ‘Üstelik vicdanımı Allah korkusu ile konuşturarak varım ‘ sözleriyle bu tefriki incelikle yapıyor. Din, İman, Allah deyip türlü vicdansızlığı yapanlara açıkça meydan okuyor.

‘Olağan Şüpheliler Fethullah Gülen Cemaati’ üzerine olağan seferler düzenlenmeye başlanmıştır. El altında hazır nöbetçi kabahat yüklenicileri olarak bulunmasalar memleketin güç odaklarının veya yeni güç odakları oluşturmak isteyen hırslı gençlerinin işi zordur. Eee kabahati o üzerine almaz. Bu almazken kime yükleyeceksin?

Ele geçirme edebiyatının baş kahramanları nöbette, vurun bakalım. Bunun üzerine cemaatin medyada büyümesi, bu alanda taktik hataları ve en güçlü oldukları nokta entellektüelizmlerinin üç paralık dizilere feda edilmesi eklenince Sayın Gülerce’nin son derece zarif, pasifist olmakla beraber ciddi meydan okuması bakalım seçim öncesi hangi noktaya gelecek. Konsorsiyum ve iktidar güç odakları Olağan Şüphelilere karşı atağa geçmiş durumda!

necefugurlu@gmail.com