forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

HÜRRİYET'İN BEL ALTI VURUŞLARI...

Aktif .

osman_can_hurriyetHürriyet gazetesi, dün (16.04.2010) HSYK, Sabih Kanadoğlu ve Yarsav'la yaşadığı polemiklerle gündeme gelen Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Çan'ın eşiyle ilgili bir iddiayı haber yaptı ve bunu sürmanşetinden yayınladı.

Demokrat Yargı Derneği'nin de eşbaşkanı olan Can, HSYK, Sabih Kanadoğlu ve YARSAV'la yaptığı tartışmalarla dikkatleri üzerine çekmişti. Osman Çan'ın eşinin, Ankara Hukuk Fakültesi'nde öğrenciyken aldığı bir disiplin cezasını gündeme getiren Hürriyet gazetesi, haberi dün sürmanşetten  "Yargıda belaltı savaş" başlığıyla verdi.

Osman Can geçtiğimiz hafta bazı gazetelerde yayınlanan beyanlarında HSYK başta olmak üzere bazı kurumların kendisine baskı yaptığını ve Demokrat Yargı Derneği üyesi isimler üzerinde sindirme harekatı uygulandığını duyurmuştu...

AHMET ALTAN'IN TARAF'TAKİ YAZISI...

Hürriyet'in bu habercilik tarzına en sert tepki Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan'dan geldi. Altan, Enis Berberoğlu'nu eleştirirken, Hürriyet'in bel altından vurduğunu belirtti.


AİLE

Vahşi Batı'da "at hırsızlarını" asarlardı.

Ceza kesindi.

Ve herkes bu cezanın verilmesinde hemfikirdi.

Çünkü geniş ve ıssız ovalarda, dağlarda, vadilerde, kasabalardan millerce uzakta "atsız" kalmak "ölmek" anlamına gelirdi. Kızılderililer tarafından vurulabilir, haydutlar tarafından soyulabilir, vahşi hayvanlara yem olabilirdiniz.

"At hırsızlığını" önlemek herkesin ortak çıkarıydı ve daima bu "yasaya" uydular, at hırsızlarını asarak hırsızlığı önlediler.

Her zaman, her yerde, herkesin çıkarına olan böyle kurallar vardır.

Savaşın çeşitli biçimlerde sürdüğü bir dünyada savaşa girenlerin de "ortak çıkarları" bulunur.

"Aileyi korumak" bu ortak çıkarlardan biri, belki de en önemlisidir.

Mafyada bile kuraldır, aileye dokunmazlar.

Gangsterler birbirlerini vururlar, birbirlerine pusular kurarlar, birbirlerinin işyerlerini patlatırlar ama hepsi de birbirinin ailesine saygı gösterir.

"Düşmanının ailesini" korumak, kendi aileni korumanın en güvenli yoludur çünkü.

Herkes kendi ailesini, eşini, çocuklarını, sevdiklerini koruyabilmek için "düşmanının" da ailesini korur.

Aileye "dokunan" ortaklaşa cezalandırılır.

Ailenin kutsallığından, "dokunulmazlığından", asaletin ölçülerinden, ülkesinin "savaş ilan" ettiğini "düşman" ülkenin liderine bildirdikten sonra ayrılırken "eşinize saygılarımı ve üzüntülerimi iletin lütfen" diyen büyükelçilerden hiç söz etmiyorum bile.

Sadece, bir kavganın içinde bulunan herkese "bir ailesi" olduğunu hatırlatıyorum.

Son zamanlarda epeyce tuhaflaşan, "ölçü, kural, düzey" tanımayan yazılara yer vermeye başlayan Hürriyet gazetesi dün gazetecilik açısından da, insanlık açısından da utandırıcı bir haberi yerleştirmişti sürmanşetine.

Türkiye'nin en parlak hukukçularından biri olan, çağdaş bir anayasayı ve hukuk sistemini savunan Osman Çan'ın eşiyle ilgili ipe sapa gelmez bir haberdi yazdıkları.

Genç hukukçunun eşi öğrenciyken öğretmenine "mailler" atmış.

Eeeee?

Bunun nesi haber?

Eşinin öğrenciyken öğretmenine mail göndermesinin Osman Çan'la ne alakası var?

Hürriyet bir de haberini "yargıdaki savaş belaltına indi" başlığıyla vermişti.

Sen al bir adamın ailesiyle ilgili bir haber yap, bir de buna "ayıplıyormuş" gibi başlık at.

Ayıp buluyorsanız neden sürmanşetinize koyuyorsunuz?

Osman Can, bugün ciddi bir hukuk mücadelesi veriyor, hukuk reformlarının gerçekleşmesi için uğraşıyor, topluma hukukla ilgili gerçekleri anlatıyor ve Hürriyet gazetesinin tepesinde "eşiyle" ilgili bir habere rastlıyor.

Eşinin bu olaylarla ne ilgisi var?

Şimdi o gazetenin sahibine sormak istiyorum.

Sizin eşiniz, çocuğunuz, yakınınız yok mu?

Kızdığınız, beğenmediğiniz, fikirlerine karşı olduğunuz birinin eşiyle ilgili utanmazca bir haberi gazetenizin tepesinde görmeye aldırmazsanız, bir başka insanın "ailesine" dil uzatırsanız, mafyanın bile yapmadığını yapıp "aileye" saldırırsanız, sadece "düşmanlarınızın" değil kendi ailenizin de "dokunulmazlığını" tehlikeye atarsınız.

Osman Çan'ın ailesini korumak biraz izanınız varsa anlarsınız ki aslında "kendi ailenizi" korumaktır.

Aynı soruyu, bu haberi kendisine gerçekten yakıştıramadığım, böyle bir haberi gazetesinin tepesine koyarak sadece beni değil herhalde kendisini tanıyıp seven herkesi şaşırtan Hürriyet gazetesinin genel yayın müdürüne de sormak istiyorum.

Senin ailen, eşin, sevdiğin yok mu?

O haberi oraya koyarak kendi ailene de kötülük ettiğinin farkında değil misin?

Aileleri bu savaşın dışında tutmak gerekmiyor mu?

İnsanların özel hayatlarıyla ilgili böyle "belden aşağıya" vuruşlar ayıp değil mi?

Hürriyet gazetesi çok insanın canını yaktı, hayatını kararttı.


O zamanlar basın tek sesliydi, kimse "bir başkasını" korumak için kavgaya girmezdi.

Şimdi öyle değil.

Hürriyet gazetesi öyle canının istediği gibi özel hayatlara saldırıp belden aşağıya vurarak, "aynı fikirde" olmadığı insanları sindiremez.

"Başkaları" için kavgaya girecek yeni bir basın var artık Türkiye'de.

"Ayıp" duygusunu hâlâ kaybetmediklerine inanmak istediğim gazete patronuyla, genel yayın müdürünü dostça uyarmak istiyorum, ailelere saldırmayın, bu yolu bir açarsanız, ahlaksızlığı "ölçü" haline getirirseniz, kendi ailenizi de koruyamazsınız.

Kimle mücadele ediyorsanız onunla mücadele edin, "eşiyle, çocuğuyla" değil.

Mafyanın bile yapmadığını yapmayın.

"Bir kişinin ailesine saldıran" kendi ailesi de dâhil herkesin ailesine saldırmış sayılır.

Ve bunu yapan, aynen "at hırsızları" gibi herkesin ortak düşmanıdır.