forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

HÜRRİYET'İN MANŞETİNDEKİ FOTOĞRAFLAR ÖZKÖK'Ü OFSAYTA DÜŞÜRDÜ

Aktif .

balyoz_hurriyetHürriyet'in eski Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök izinsiz dinlemelerle ilgili bir yazı kaleme almış. İzinsiz dinlemeleri eleştiren Özkök'ün yazısının yayınlandığı gün yani bugün Hürriyet'in manşetinde izinsiz ve gizlice çekilen fotoğraflar vardı. Bu aşamada soru şu: İzinsiz fotoğraf çekmeyle izinsiz dinleme arasında ne fark var?



Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un ses kaydının internette yayınlanmasından hareketle Özkök, bugünkü yazısına izinsiz kaydedilen ve internette yayınlanan ses kayıtlarından bahsetmiş.

Yazısını sonunda, sivil vesayet tartışmasına bağlayan Özkök bunları yazarken, Enis Berberoğlu yönetimindeki Hürriyet'in yeni yazıişleri de muhabirleri Nurettin Kurt'un, Balyoz Darbe Planı çerçevesinde Ankara'da gözaltına alınan ve uçakla İstanbul'a getirilen Hava Kuvvetleri Eski Komutanı İbrahim Fırtına'nın uçak yolculuğu sırasında gizlice çektiği fotoğraflarını nasıl manşet yapacaklarını tartışıyordu...

VİDEO DA ÇEKMİŞ...

Hürriyet muhabiri Nurettin Kurt'un uçakta gizlice sadece fotoğraf çekmediği Fırtına'nın videosunu da çektiği ortaya çıktı. Doğan Haber Ajansı abonelerine Fırtına'nın uçaktaki video görüntülerini  servis etti. (DHA'nın haberi için tıklayın)

YALAN SÖYLEYEREK UÇAĞA BİNMİŞ...

Hürriyet Muhabiri Nurettin Kurt, Hürriyet'te fotoğraf ve videoları nasıl izinsiz ve yalan söyleyerek çektiğini anlatmış.

Emniyetten çıkarılan Fırtına ve diğer dört general, bir minibüs ile havaalanına doğru yola çıktı. Emekli generallerin aracını takip ederken, Temsilci Yardımcım Faruk Bildirici, THY’nin 13.30’daki “TK 0855” sefer sayılı uçağına mutlaka binmemi istedi. Bu sırada gazetenin idaresi, bu uçağa rezervasyon yapıp, biletimi aldı. Saat 13.10’da havaalanına vardığımda görevliler, biniş kartı alamayacağımı, uçağın kapılarının kapandığını söyleyince bir an yıkıldım.

Ancak görevliye, “Yurtdışından hastam gelecek, onu karşılayıp hastaneye yatırmak zorundayım” diye ısrar ettim. Görevli, birkaç yeri aradıktan sonra uçağa binebileceğimi söyleyince derin bir “Oh” çektim. Biniş kartımı alınca koşarak ikinci güvenlik kapısına yanaştım.

Bir başkomiser, kimlik kontrolü yapan görevliye, “Fotoğraf makinası ve basın mensubu almıyorsunuz” talimatı verdi. Uyarıyı duyunca elimdeki basın kartımı cebime koyarak, çantamdaki nüfus cüzdanını görevliye gösterdim. Önümdeki yolcu, fotoğraf makinası yüzünden kenara çekilerek, sorgulanmaya başlandı. Küçük fotoğraf makinamı ve cep telefonumu üst üste gelecek şekilde çantamın en alt bölümüne yerleştirdim. Uçağa binince boş olan ön koltuklardan birisine geçici olarak oturdum. Uçak hareket edince tuvalete gitme bahanesiyle arka sıralara doğru yürüdüm. Bu sırada uçağın en arka sırasında Fırtına’yı gördüm.

Hostesler servis aracı ile Fırtına’nın önünde durunca kayıtta olan kameramı kaldırıp hostesin arkasından çekmeye başladım. Hostesin, dönerek eliyle kameramı kapatmaya çalışması üzerine camdan bulutları izleyen Fırtına da fotoğraf çektiğimi fark etti. Fırtına eliyle işaret etti ve “Sakın çekme” diye bağırdı. Bunun üzerine uçaktaki bütün polisler, hemen müdahale ederek beni engellediler. Polislerle bir süre tartıştıktan sonra yerime oturdum. Fırtına, uçakta sadece su içti. Yorgun ve bitkin görünen Fırtına ve meslektaşı inerken de sürekli gözleriyle yere bakarak görüntü vermemeye özen gösterdi. Fırtına ve diğer generaller, “Paşam söylemek istediğiniz bir şey var mı, neden gözaltına alındınız” sorumu yanıtsız bıraktılar. (Hürriyet 23.02.2010)

ÖZKÖK'ÜN YAZISINDAN İLGİLİ BÖLÜM...


....
balyoz_hurriyet

Bana göre Genelkurmay Başkanı’nı illegal yoldan dinleyen de, bunu internet sitesine koyan da bize çok önemli bir mesaj veriyor.

Bu kişiler isterlerse, bu yetkilerini casusluk amacıyla da kullanabilirler.

Çünkü bunu yapma kabiliyetine sahip insan veya çeteler, devletin en mahrem sırrı olan askeri güvenlik alanına tecavüz edebiliyor demektir.

Bu hem hükümetin, hem de askerin önemli bir sorunudur.

Aynı şeyi ülkenin Başbakan’ına yapılan illegal telefon dinlemeleri için de düşünüyorum.

* * *

Biliyorum ya biz diyeceksiniz?

Sıradan insanların, gazetecilerin, muhalif siyasetçilerin, öğretim üyelerinin telefonunu illegal dinleyenler? Onları internet sitelerine koyanlar, yayınlayanlar? Suçla ilişkili kanuni dinlemeleri imha etmeyip dosyalara koyanlar, sızdıranlar?

Onlar ne olacak?

Onları Allah’a mı emanet edeceğiz?

İşte o noktada diyorum ki.

Eğer. Eğer bu ülkede sivil vesayet tehlikesi yok demek istiyorsak.

Bu ayıplara, bu suçlara karşı hepimiz tek yürek, tek bilek, tek ses halinde mücadele etmeliyiz.

Öyle araya hiç “Ama”lar koymadan, “Kurunun yanında yaş da yanar” bahaneleri uydurmadan, tek ses halinde.

İşte o zaman sivil vesayet suçlamaları da ortadan kalkar.


http://www.hurriyet.com.tr/