forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

DÜZENLEYİCİ ÜLKENİN PARAŞÜTÇÜ GAZETECİLİĞİ!

Aktif .

ETİKETLER:Ceyda Karan

ceyda_karan_300Ceyda Karan: Etrafını görmeyen, bakmayan, bilmeyen, büyük ölçüde ‘paraşütçülerin’ kodladıkları haberlerden tercüme yapan, olaylar patlak verince son dakikada atlayıp giden gazeteciler... Elbette bu salt birey olarak gazetecilerin tasarrufu değil. Özel yahut kamusal çalıştıkları kurumların, genel manada gazeteciliğin bu memleketteki vizyonuyla alakalı.

CEYDA KARAN'IN HABERTURK.COM'DA YAYINLANAN YAZISI

Bir basın eleştirisi:'Düzenleyici ülkenin paraşütçü gazeteciliği'

Libya’yı 41 yıldır yöneten albay Muammer Kaddafi, çarşamba akşamki konuşmasında ‘köpekler’ dedi, ‘uyuşturucu’ dedi, ‘çeteler’ dedi. Halkına kurşun sıkabilmek için 90 dakika binbir mazeret sıraladı. Şimdi kendi halkına savaş açmasının bedelini en ağır biçimde ödüyor. Gözünü kan bürümüş bir halde artık başkent Trablusgarb’ın kontrolünü elinde tutmak için çırpınıyor. Ama nafile! Ülkenin doğusu bayram yaparken, batısı da düşüyor. Libyalı diplomatlar Kaddafi’yi ‘soykırımla’ itham ederek birer birer kendisinde yüz çevirirken, bir zamanlar kendisine biat eden aşiret liderleri, kendi halkına ateş açamayan askerleri saf değiştiriyor. Sünni alemin namlı din alimleri onun için ‘Becerebilen öldürsün’ fetvaları yayınlıyor. Öyle ya da böyle, Kaddafi’nin sonu an meselesi.

DÖNÜŞÜM RÜZGARLARI SERT ESERKEN
Dünyanın dört yanı dönüşümden geçerken, ‘Soğuk Savaş’ta asılı kalmış Ortadoğu coğrafyasında henüz neye evrileceğini kestiremediğimiz yeni bir dönem açıldı. Tunus’tan, Mısır’dan ve artık Libya’dan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Psikolojik korku duvarı yıkıldı bir kere. Demokratik dönüşüm, çoğulculuk, iyi yönetim, ekonomik refah, özgürlük gibi kavramlar artık bölgenin lugatına girdi. Kimimize kafi gelmeyecek, şüpheyle yaklaşacak; kimimiz olup bitenleri yeni bir mücadele bayrağının yükseltilmesine sayacak.

TÜRKİYE BUNUN NERESİNDE?
Peki değişim rüzgarları bu derece sert eserken, Türkiye bunun neresinde? Kusurlu da olsa kendi demokratik sistemimizin sancılarını yaşarken, kimileri hazzetmese de, bir parça istem dışı da olsa çok geniş bir bölgeye ilham kaynağı haline geldik. Salt dışişleri bakanımız değil bütün bakanlarımız, milletvekillerimizin ayak basmadığı ülke yok. Sürekli yeni elçilikler açılır, dış ticarete ve siyasi nüfuzumuza katkılarda bulunuyor. Lakin ‘düzen kurucu ülke’ iddiasının altının dolabilmesi için Dışleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun çizdiği dış politik vizyon kafi mi? Medya enstrümanı bulunmayan çok boyutlu, derinlikli dış politika olabilir mi? Kamu diplomasisiyle, sivil toplumuyla, akademiasıyla, kamu ve serbest girişime dayalı medyasıyla, iş alemiyle silkinip kendimize gelmemiz gerekmiyor mu? Tunus, Mısır ve son olarak Libya örnekleri bize bunu gösteriyor. Bunun basın ayağına dair bir özeleştiri şart oldu.

SOSYAL MEDYANIN ZAFERİ
Mısır’da Mübarek’in sonunu getiren ‘demokratik dönüşüm’ elbette kitlelerin eseriydi. Ancak aynı zamanda gazeteciliğin ve sosyal medyanın yardımını iyice idrak ettik. Dünya medyası Libya’ya beklediklerinden erken yakalandı. Doğan boşluğu sıradan vatandaşın geçtiği fotoğraf ve görüntüleri yayarak sosyal medya kapatmaya çabaladı. Mısırlılar ağır baskılara maruz kalan dünyanın dört yanından gazetecilere, ‘Siz giderseniz bizi ezerler’ diyorlardı. Gün oldu, gözaltına alınan insanlar twitter’da dolaştırılan haberler sayesinde kurtuldu. Mısır halkının 30 yıl sonra Hüsnü Mübarek’i gönderişine tanıklık etmemizi sağlayan en önemli yayın organı olan El Cezire televizyonunun muhabiri Ayman Mohyiddin gibi… ‘Retweet’ yoluyla gözaltı haberinin yayılmasında bir nebze payım da olan Mohyiddin, CNN International’ın ‘haber yıldızı’ Christian Amanpour’un Mısır Başbakanı Ahmet Şefik’e sorduğu soru sayesinde kurtuldu örneğin.

KAMUOYUNU BİLGİLENDİRME GÖREVİ
Ve Mısır kökenli Amerikalı bu genç muhabir iki kez gözaltına alınmasına, Mübarek rejiminin bütün baskılarına karşın yılmadı. Ekibiyle birlikte alternatif planlar hazırladı, teknolojinin nimetlerinden yararlanarak Tahrir Meydanı’na bakan her yere kameralar yerleştirerek kendi deyişiyle ‘Mısırlıların sesine mikrofon tuttu’. Ve bütün dünya El Cezire’yi izledi. Mohyiddin’le İstanbul’da tanışma fırsatı buldum. Çarşamba günü Bilgi Üniversitesi’ndeki panelde söyledikleri de ‘gazetecilik mesleğini kamuoyunu bilgilendirme görevi sayanların sesine mikrofon tutar’ nitelikteydi.

DİLİNİ, KÜLTÜRÜNÜ, SİYASETİNİ BİLMEDİĞİN DİYARLAR…
Mohyiddin’in en dikkatimi çeken sözleri ilk gazetecilik yıllarında çalıştığı Amerikan medyasına yönelik eleştirisiydi: ‘Paraşüt gazeteciliği’. Mısır’da olaylar patlak verdiğinde Ayman yedi aydır Kahire’deymiş. Kendisini ilk kez Gazze’ye yönelik Dökme Kurşun Operasyonu sırasında tanımıştık. O esnada da yaklaşık iki yıldır Gazze’de bulunduğunu anlattı. Bu bölgelere genelde ajanslarla idare eden Amerikalı gazeteciler gibi ‘paraşütle düşmediklerini’, bilinçli bir şekilde ‘üslendiklerini’ vurgulayarak… Oysa O’na göre ‘haberin’ değil ‘yıldız gazeteciliğin’ öne çıktığı Amerikan medyasının ‘paraşütçüleri’ aniden içine düştükleri, dilini, kültürünü, siyasetini bilmedikleri bu ülkelerden ne derleyebilirlerse derliyor, sonra da çekip gidiyorlar. Sonra da dünyanın bilimum yorumcuları bu haberler üzerinden ‘güzellemeler’ inşa ediyorlar.

NE KADAR AŞİNA DEĞİL Mİ?
Ne kadar aşina değil mi? Türkiye’de bizim de üstümüze alınmamız gereken bir hakikate işaret etmiyor mu? Etrafını görmeyen, bakmayan, bilmeyen, büyük ölçüde ‘paraşütçülerin’ kodladıkları haberlerden tercüme yapan, olaylar patlak verince son dakikada atlayıp giden gazeteciler... Elbette bu salt birey olarak gazetecilerin tasarrufu değil. Özel yahut kamusal çalıştıkları kurumların, genel manada gazeteciliğin bu memleketteki vizyonuyla alakalı.

LİBYA’DA YİNE ‘YOKUZ’

Şimdi Libya’dan son derece de başarılı bir operasyonla kurtarılan Türklerin yurda dönüşünü selamlıyoruz hep birlikte. Elbette mutluyuz, elbette kendi vatandaşlarımıza yoğunlaştık. Ama diğer yandan Libya’da yine ‘yokuz’. ‘Düzenleyici olma’ iddiasında bulunduğumuz bölgede ‘yokuz’. ‘Paraşütle ineceğimiz’ bir başka vakte kadar… Var olmadığımız, bilmediğimiz yerlerde neler, nasıl ‘düzenlenecek’, işte orası pek meçhul…

http://www.haberturk.com/