forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

BUGÜN YAŞANANLAR, DEVAM EDEN BİR SÜRECİN DOĞAL SONUCU!

Aktif .

ETİKETLER:Etyen Mahçupyan

etyen_mahcupyanBugün gelinen noktada askerlerin siviller karşısındaki aczi, sarsılmaz gözüken yüksek yargı hegemonyasının bir anda büzülmesi, medya hükümranlarının hem kurumsal hem kişisel olarak birer safra haline gelmesi, aslında bu sürecin doğal sonucu. Çünkü geçmişte bu iktidar yapısının dayanağı maddi güç değil, aksine ideolojik tasalluttu.




ETYEN MAHÇUPYAN'IN ZAMAN GAZETESİ'NDE YAYINLANAN YAZISI

Çağdaşlığın çöküşü

Modern dönemde yaşamakta olduğumuzu içselleştirdiğimiz 20. yüzyıl, aslında modernliğin tükenmesine tanık oldu.

Dünya savaşları sonrasında, önce büyük anlatıların anlamsızlığı ve işlevsizliği entelektüel zihnin parçası haline geldi. Ardından toplumsal hareketlilikler dönemi başladı ve yeni bir küreselleşme dalgası ile birlikte modern dünyanın klasik siyasi şeması tuzla buz oldu. Bu süreçte modernliğin eleştirisi yeni bir çıkış noktası oluştururken, modern çağın ideolojik hükümranları olan liberalizm ve sosyalizm anlamakta zorlandıkları bir yeni dünyanın içinde yüzmeye başladılar.

Ancak bu tür dönüşümlerin yüzyıllara yayılan dinamikler olduğu düşünülürse, modernliğin de daha bir süre gerçekliğe tutunarak yaşayacağı öngörülebilir. Nitekim Batılı ülkeler bütün yıpranmalara ve örneğin göçmenler karşısındaki açık başarısızlıklarına rağmen, kendilerini yeniden üretecek ideolojik ve tarihsel zemini koruyorlar. Buna karşılık Türkiye gibi ülkeler söz konusu yeni dinamikler karşısında hızla savrulmaktalar. Bunun en önemli nedeni, bu ülkelerin zaten hiçbir zaman Batılı anlamıyla 'modern' olmaması, dolayısıyla tutunacak bir dalının bulunmamasıdır.

Modernlik üzerine kurulan medeniyet algısı Türkiye'de bugün iyice sıkıntıya düşerken, yine 'modern' olarak algılanan siyasi rejim de tükenmek üzere. Çünkü Türkiye, Cumhuriyet'le birlikte modern değil, sadece 'çağdaş' olabildi... Bu iki kavram arasındaki fark, içerdikleri zihniyetle ilişkili. Modernlik bir yandan ulus-devlet ve milliyetçilikle somutlaşan otoriter zihniyeti taşırken, aynı anda bireyi ve temel bireysel hakları öne çıkaran relativizmi de kendisine manevi bir temel olarak aldı. Batı'da demokrasinin hâlâ yaşanabilir bir rejim olarak kalıcılığı da esas olarak bu relativizm sayesinde oldu.

Türkiye ise modernlikten sadece dinin geriletilmesini ve otoriter zihniyetin toplumu pozitivist bir mecrada medeniyete sürüklemesini anladı. Bu anlayışın içinde ne birey ne de doğal olarak onun hak ve özgürlükleri vardı. İnsana uygun düşen tek kalıp, kendisini devlete göre şekillendiren bir 'vatandaşlık' haliydi. Bunun Batılı modernlikten farklı olduğu ilk günden beri açıktı ve nitekim bu durum 'bizim bize özgü' olmamızla, bütün dünyanın bize düşman olmasıyla gerekçelendirildi. Böylece Türkiye 'çağdaş' oldu, ulus-devleti kutsadı, ama 'modern' olamadı, kendi içindeki farklılıkları bile ezip yok etmeye çalıştı.

Ne var ki 'çağdaşlık' çok kırılgan bir zemin... Modernliğin eleştirisiyle birlikte bu kırılganlık da giderek belirginleşti ve taşınamaz hale geldi. Çünkü söz konusu eleştiri ve ona paralel oluşan 'post modern durum' otoriter zihniyeti hedef alırken, demokrat zihniyeti öne çıkarıyor, ama relativist bakışı da besliyordu. Dolayısıyla Batılı modern rejimler duruma az veya çok uyum sağlayabildiler. Türkiye'de ise rejim sadece otoriterlik üzerine bina edilmişti ve bu nedenle önce entelektüel olarak, ardından da adım adım fiziksel olarak çöktü.

Bugün gelinen noktada askerlerin siviller karşısındaki aczi, sarsılmaz gözüken yüksek yargı hegemonyasının bir anda büzülmesi, medya hükümranlarının hem kurumsal hem kişisel olarak birer safra haline gelmesi, aslında bu sürecin doğal sonucu. Çünkü geçmişte bu iktidar yapısının dayanağı maddi güç değil, aksine ideolojik tasalluttu. Şimdi yaşanmakta olan, bu ideolojinin arkaik olduğunun geniş toplumsal kabul görmesi ve böylece kralları 'çıplak' hale getirmesidir. Böylece eskiden bizlere neredeyse bütün hasletlerin sahibi olarak sunulan kurumların ve onların temsilcilerinin, bir anda 'gerçekte' ne denli düzeysiz olduklarını anladık ve üstelik bu şaşkınlığımız çok da çabuk geçti.

Öte yandan eski sistem tabii ki kendisini savunmaya çalıştı. Son üç yıl bunun hikâyesidir... Sonuç rejimin sahiplerinin yenilgisinin tescili oldu. Referandumdan önümüzdeki seçimlere uzanan süre bu arkaik koalisyon için son bir şans sunuyor. Ve bu şans şu anda kullanılıyor... Elimizde iki ipucu var: Kılıçdaroğlu ve Radikal...

http://www.zaman.com.tr/

DKM ARŞİVİ

Loading