forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

FETHULLAH GÜLEN KİMSEDEN ÇEKMEDİ SEVENLERİNDEN ÇEKTİĞİ KADAR!

Aktif .

hasan_ozsan_280HASAN ÖZSAN
Son günlerde Fethullah Gülen ve cemaati tartışmalı bir gündemin içinde yer alıyor. Bu konularda kendisi de rahatsız olmuş ki avukatı aracılığıyla bir açıklama yaptı:

Elbette düşünce, ifade ve basın özgürlüğü demokrasinin vazgeçilmez esaslarındandır. Fakat herhangi bir özgürlüğün kamu düzeni aleyhinde veya kişilik haklarına saldırı ve masum insanları karalama maksatlı olarak kullanılamayacağı da yine demokrasinin ve insan haklarının en temel düsturlarındandır."

Gördüğüm kadarıyla kendisi aleyhinde yazılan yazılarla birlikte onu savunma adına yazılan bazı yazılar da tartışmaları sıcak tutmaktadır.

Nitekim cemaaatin önde gelenlerinden sayılan Zaman Gazetesi yazarlarından sayın Hüseyin Gülerce Yalova’da Öcalan’ın avukatlarıyla yaptığı görüşmeyi kaleme alınca çıkan tartışmalar cemaati zor duruma sokmuştu.

Bunun üzerine Fethullah Gülen’in avukatı “PKK-Cemaat yakınlaşması” haberlerini yalanlamak zorunda kalmıştı. Bu tartışmalar karşısında Hüseyin Gülerce de Muhterem Gülen'den bin defa özür diliyorum. Hakkını helal etmesi için istirhamda bulunuyorum." demişti.

***

Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarlarından Salih Tuna’nın 4 Nisan 2011 tarihli "İşte Fethullah'ın Çölaşan'a mektubu" başlıklı yazısını okuyunca “Yine aynı durum” diye düşünmeden edemedim. Salih Tuna’nın, Sözcü Gazetesi köşe yazarlarından Emin Çölaşan’ı yereceğim derken gaf yaptığını düşünerek aşağıya aynen aldığım e-postayı kendisine yolladım:

Sayın Tuna,

Sizin 4 Nisan 2011 tarihli "İşte Fethullah'ın Çölaşan'a mektubu" başlıklı yazınızı okuyunca sayın Emin Çölaşan’ın sözünü ettiğiniz yazısını bulup okudum. Aklıma ister istemez bazı sorular takıldı:

-Sayın Fethullah Gülen sizin tanımladığınız ve algıladığınız biçimdeki bir gazeteciye neden “Değerli gazeteci yazar, kıymetli insan / Saygıdeğer aydın ........ Beyefendi" diye hitap etsin? Neden, “değerli ve aydın kişiliği, kıymetli kalemi, araştırıcı karakteri ve dürüstlüğü ön plana çıkaran yanı ile takdire şâyân çalışmalarda bulunan ve ülkemizde sevgi, barış ve hürriyet ortamının oluşması için katkılarını sürdüren” biri olarak görsün?...

- Yazınızda Çölaşan için, “10 yıl öncesinin, 20 yıl öncesinin, hatta 30 yıl öncesinin Emin Çölaşan'ı ile günümüz Emin Çölaşan'ı arasında bir fark var mı; merak ederim.Her defasında milim değişmediğini görür, şaşırırım!” demişsiniz.

İyi de, Sayın Fethullah Gülen riyakarlık yapmayacağına, bu kişiyi böyle gördüğüne, iltifatında samimi olmadığı düşünülemeyeceğine göre “iyi ki değişmemiş” diyerek kutlamak gerekmiyor mu? Sayın Gülen’in iltifatına mazhar olmuş birinin o tarihten beri değişmemiş olması alkışlanacak bir durum değil midir? Siz, “hazret (Çölaşan) için kelime yakmayı israf” kabul ederken Hocaefendi’nin pek cömert davranmasını nasıl açıklamak gerek?...

Siz Çölaşan’ını yererken Hocaefendi’nin kişiliğini zora sokmuşsunuz gibi?..

Sizi ilgiyle okumaya devam edeceğim efendim...

Hasan ÖZSAN”

***

Sağolsun Salih Tuna zahmet buyurup yanıtlamış.

Verdiği yanıt aynen şu:

:))))”

Bu kadar!

Benim merak ettiğim; acaba, kendisi bugüne kadar Fethullah Gülen’den Emin Çölaşan’a gönderilen tebrikteki üslubu içeren bir kart ya da bir mektup alma bahtiyarlığına ermiş midir?

Diyeceğim, Fethullah Gülen galiba karşıtlarından daha çok yandaşlarından çekiyor.

Ne demişler:

Hey Allahım sen beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla nasıl olsa başederim!”

Fethullah Gülen boşuna “Acaba bizim usul hatalarımız mı, üslup hatalarımız mı var?”…” o insanları 'karşı cephe' olarak görmemizden mi kaynaklanıyor? ”……” bir yönüyle kendimizle yüzleşmeden, kendimizi sorgulamadan, hemen insanları, kabahatlerinin mahkûmu haline getirmek doğru değil” diyerek özeleştiri yapsın, onun sesine kulak veren yok gibi…

Karşı cephe” olarak gördükleri kişi ve kurumlara etik kaygısı olmaksızın her türlü yol ve yöntemi çekincesizce kullanarak saldırmalarına devam etmekteler.

Peki, nereye kadar?

Aynı yöntem ve usullerle birbirlerine saldırmaya başlayıncaya kadar!

Ondan sonrasını bilmem gari…

 

hasanozsan@gmail.com