forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Kadınlar için yasa çıkarmak için daha neyi bekliyorsunuz?

Aktif .

ETİKETLER:Birsen Altıner

BİRSEN ALTINER

Yıllardır, basında 3. sayfa haberi diye geçen haberleri o kadar bilinçsizce takip etmişiz ki, olaylar anlatırken kullanılan ifadeler çok da dikkatimizi çekmemiş. 

Birilerinin yakıştırdığı “aşk cinayeti”, “kıskançlık cinayeti”, “töre cinayeti” gibi tanımlamalar, zamanla genel kabul görmüş. Bu haberlerde genelde bir cinnet geçirme durumu vardır. Ne cinnetidir bu, neden bu cinneti hep erkekler geçirir, neden ölenler hep kadın oluyor diye sorgulamamışız.

Yıllardır bu böyle gelmiş, böyle gitmiş. Bir şeylerin üstü hep örtülmüş, birileri hep korunmuş. Milletvekillerinin çoğu erkek olduğu için kadın hakları konusunda erkekler hep korunmuş, kanunlar zamanında çıkmamış, çıkan kanunlar uygulanmamış, dolayısıyla birçok kadın mağdur olmuş, mağdur olmanın ötesinde hayatını kaybetmiş.

Hayatını kaybeden kadınların sayısı da her geçen gün ikiye katlamış. Gazetelerde, televizyon ekranlarında bu ölümler sıradan ölümler olarak gösterilmeye devam ediyor. Neden kadın cinayetlerinin arttığı konusunda kimse konuşmuyor…

Bir tek “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu” konuşuyor. Onların hazırladığı grafiklere bakınca ölüm sayılarının nasıl katlanarak çoğaldığını görünce dehşete kapılmamak mümkün değil.

Hazırladıkları infografik de 2013 yılı mayıs ayında 16 kadın erkek şiddeti tarafından hayatını kaybetmişken, 2014 yılı mayıs ayında bu sayının 30’a çıktığını görüyoruz. Bu neredeyse yüzde100’lük bir artış.

Siyasiler bu rakamları neden görmezden geliyor anlayabilmiş değilim. Milletvekillerinin kanun taslakları önlerine geldiği zaman, “ne yani, ben karımla kavga etsem, ona şiddet uygulasam beni üç ay eve almayacak mı” kaygısı taşımadan olayın ciddiyetini görmeleri lazım.

Yıllarca gerçeklerin üstü örtülmüş. Bu cinayetler sıradan cinayetler olarak değerlendirilmiş, Allahtan “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu” çıkıp dedi ki, “bunlar düpedüz kadın cinayetleri, başka bir isim aramaya, hedef şaşırtmaya gerek yok.” Gerçekten de, kadınlar hiç bir sağlık sorunu olmadıkları halde ve genellikle de genç yaşlarında erkek şiddetiyle, erkek eliyle öldürülüyorsa buna “töre cinayeti”, “aşk cinayeti” “kıskançlık cinayeti” denemez.

Şimdi kadın cinayetlerinin yasalarda da yerini alması gerekiyor.

Çocuk tacizi ve çocuk cinayeti söz konusu olunca toplumun her kesiminin tepkisi çok şükür ki aynı şiddette oluyor. Meclisteki milletvekilleri çocuklar söz konusu olduğunda kadın konusunda gösterdikleri duyarsızlığı göstermiyor. Kendi çocuklarını düşünüyorlar, empati yapıyorlar ve hemen o kanunları meclisten geçiriyorlar.

Kadınlar konusunda empati kurduklarında aynı duyarlılık söz konusu olmuyor. Karısının hak elde etmesinden korkuyor, o kanunları çok da önemsemiyor.

Çocuğa şiddet ve cinayet davalarında ağırlaştırılmış müebbeti onaylayanlar, kadın cinayetlerinde nasıl indirim uygulayacaklarını düşünmeleri çok enteresan değil mi?

Kanunda çocuk ve kadına gösterilen şiddet ve cinayet vakaları ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılmalı, af kapsamına girmemeli ki; çocuğa da kadına da el kaldıran o adam, bir kere değil 33 kere düşünebilsin.

Bunun mücadelesini “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu” vermeye devam ediyor. Meclise üç kez sundukları yasa teklifi, kadınların tanıdıkları, birlikte yaşadıkları, akrabaları veya eşleri olan erkeler tarafından öldürüldüğü ve hükümet eğer cinayetleri engellemek istiyorsa önce bu konuda adım atması gerektiğine dair değerlendirmeler içeriyor.

Şimdi soruyorum, meclisteki çoğunluğu erkek olan milletvekilleri kadınlar için yasa çıkarmak için daha neyi bekliyor?

Neyi beklediklerini bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki, bu memlekette kadını döven, taciz eden erkekler iki gün sonra salıveriliyor. Var olan koruma yasası uygulanmıyor. O adam elini kolunu sallayarak yarım bıraktığı işi tamamlamak için sokağa bırakılıyor.

Bunun vebali büyük. Bunun geri dönüşü yok. Bunun affı da yok.

Bu işin lamı cimi yok. Kadına, çocuğa el kaldıran, taciz eden, şiddet uygulayan her kim olursa hapsedilmeli, ağır cezalarla cezalandırılmalı, hakimlerin önüne gelen bu tür dosyalar iyice incelenmeli, sanık değil, mağdur korunmalı, Sanığa “anlat evladım ne oldu, neden yaptın” diye sorulmadan önce önüne gelen dosyayı didik didik incelemeli. Hakimlerin bunları okuyacak vakti yok bahanesine sığınamayız. Bu davalar on beş dakika da görülecek davalar değil.

Bu davalar bakacak hakimler özel seçilmeli, toplumsal olaylara hakim olmalı, sosyolojik alt yapısı olmalı, psikolojik tahlil yeteneği olmalı, empati kurabilmeli, cinsiyet ayrımı yaparak değil, insan olarak görüp empati kurmalı. Kısacası bu hakimler erkek egemen toplumun yetiştirdiği hakimler olmamalı,

İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı, değil çünkü.

 

DKM ARŞİVİ

Loading