forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

BAYRAM GELMİŞ GAZETECİNİN NEYİNE!

Aktif .

Oğuz Tektaş’ın Çatı Yayınlarından çıkan 80’li yıllardaki gündelik hayatımızı anlatan “Seksenler” adlı kitabında karşıma çıktı Bayram Gazetesi.

 

Gerçi geçen yıl üzerinde epeyce konuşulmuştu ama bu yıl gene unutulup gitti. Medya arşivinin derinliklerindeki yerini sağlamlaştırdı.

Eskiden yılda iki defa Ramazan ve Kurban bayramlarında karşılaşırdık onunla. Gazete bayilerinde okurunu beklerdi. Okunurdu da. Çünkü başka alternatifi yoktu. Diğer gazeteler basılmazdı. Gazete patronları çalışanlarının bayram tatili yapmasını istediğinden mi, yoksa o zamanlar çok güçlü olan Gazeteciler Cemiyetinin kararlarına karşı çıkmak istemediklerinden mi bilinmez, gazete çıkarmazlardı. Koskoca Hürriyet, Tercüman, Günaydın ve diğerleri Gazeteciler Cemiyetinin gelir kaynaklarından olan Bayram Gazetesinin önüne geçmezdi, geçemezdi…

Bugün için anlaşılması zor bir durum bu. Çünkü bugün medya organları öncelikle bir ticarethane. Bayram günlerindeki kazançlarından vazgeçmeyi düşünmeleri çok zor. O gün için gazete sahipleri, basın ilklerine sadık kalarak yayın yapmayı tercih ettiğinden, büyük kazançlar peşinde koşmazlardı. En azından ilk hedefleri bu olmazdı. Zaten o günlerde biz de tüketim peşinde değildik. “Tüketim toplumu” sözcüğüyle yeni yeni tanışmaya başlamıştık.

Bayram Gazetesinin sona erdiği 1992 tarihe bakarsanız, Türkiye’deki değişimin kendini en yoğun olarak gösterdiği yıllar olduğunu görürsünüz.

90’lar dünyada Soğuk Savaş'ın bittiği yıllardır. Somut, soyut bütün duvarların yıkıldığı bu yıllarda, Türkiye geri dönüşü olmayan bir yola girmiş, yeniden şekillenmiştir.

Bu değişimin medyadaki öncülerinden biri kuşkusuz Sabah gazetesidir. İstanbul medyası içinde var olmayı başaran Sabah, Bayram gazetesi geleneğini yıkarak medyada bir dönemi kapatmıştır.

1992'de ne olmuştu? Sabah Gazetesi'nin o dönemki Genel Yayın Müdürü Zafer Mutlu "Biz bayramlarda da yayınlanacağız. Bayram günlerinde ulusal gazetelerin yayınlanmaması tam bir saçmalık... Bu uygulama serbest piyasa ekonomisinin ruhuna aykırı... Okur, düşük kaliteli bayram gazetelerini almaya mecbur bırakılıyor" demiş ve 5953 sayılı Basın İş Kanunu’nun ulusal gazetelerin bayramda gazete çıkarmasını yasaklayan 20. maddesine itiraz etmişti. Anayasa Mahkemesi bu itirazı değerlendirmiş ve dini bayramlarda Bayram Gazetesi dışında gazete çıkarılmasını yasaklayan yasa hükümlerini iptal etmişti.

Böylece 1946’dan 1995 yılına kadar İstanbul, Ankara ve İzmir gazeteciler cemiyetlerince çıkarılan bayram gazetesi geleneği yıkılmış oldu.

Peki bayram gazeteleri niçin çıkıyordu?  Öncelikle gazetecilerin topluca izin yapmalarına olanak sağlıyordu. İlk amacı buydu?

Bayram gazetelerinin hoş tarafları vardı kuşkusuz. Örneğin farklı gazetelerden gazeteciler bir arada çalışma imkanı buluyordu. Meslekte duayen kabul edilen ya da emekli olup evine çekilen gazeteciler, Bayram gazetesinde çalışıyor, böylece meslekte eski yeni kaynaşması sağlanıyordu.

Hoş olmayan tarafları da vardı. Öncelikle Bayram gazetesi, iyi bir gazete değildi. Aslında gazete bile değildi. Doğru dürüst haber yoktu, hatta makaleden başka bir şey yoktu bu gazetede. Gazetenin tek amacı vardı, reklam alıp Cemiyet'e gelir sağlamak.

Tabii ki Bayram gazetesinin kaldırılma kararı kötü gazete olduğu için alınmadı. Amaç ticariydi. Zafer Mutlu Sabah Gazetesini tanıtırken boşuna “Halkı aydınlatmak için değil, para kazanmak için varız” dememişti.

Bugün artık ulusal çapta dağıtılan bir bayram gazetesi yok. Galiba yerel olarak çıkarılan birkaç gazete var. Geçen yıl çıkarılması gündeme geldi ama, medya patronları bu işi pek ticari bulmadı.

Artık gazeteciler toplu olarak tatil yapamıyor ama, ne gam. Zaten gazeteciler için hak hukuk hiç olmadı ki… Gazeteciler bırakın toplu tatil yapmayı, bireysel tatil yapacak durumda bile değiller.  Her şeyleri patronun iki dudağı arasında çünkü... Onlar işverenlerin ve yöneticilerin kararlarına göre tatillerde çalışır ya da çalışmazlar. Tatil günlerindeki gazeteci fazla mesai ücreti ya alır ya almaz, ya da bazılarına verilir bazılarına verilmez.

Anlayacağınız onların yanacakları çok derdi var.  212 sayılı kanun yerine 4857 sayılı kanun kapsamında çalıştırıldıklarına mı yansınlar, sık sık yaşanan işten çıkarmalara mı, fazla mesailere mi, yoksa kullanılmayan izinlere mi?

Zafer Mutlu’nun dediği gibi “Gazetecinin bayramı mı olurmuş”. Bayram gelmiş neyine gazetecinin…

birsenaltiner@gmail.com

DKM ARŞİVİ

Loading