forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

BASINDA SENDİKAL ÖRGÜTLENME

Aktif .


Atv-Sabah grevi bir kez daha medya sektöründe birleşmenin ne kadar gerekli olduğunu gösterdi. Bu grev sayesinde medya çalışanlarının birbirinden ne kadar kopuk, ne kadar uzak olduğunu bir kez daha görmüş olduk.


Medya çalışanlarının mesleki örgütlenmeden haberi olmadığı ya da böyle bir örgütlenme yerine patrona yakın olmayı seçtikleri ortada.

 

Aslında mesleki birleşme hemen her meslek kolu için son derece önemli bir durum. Bir anlamda gereklilik. Hemen hemen bütün gelişmiş ülkelerin anayasaları birleşme hakkını, temel bir insani hak olarak dikkate almış ve sendika kurma hakkına yer vermiştir. Buna rağmen bazı ülkelerde sendikalar devlet kontrolünde kurulmaktadır.

 

Basın çalışanlarının örgütlenme girişimleri

 

Basın çalışanların ilk birleşme çabaları bundan yüz yıl öncesine dayanıyor. Hıfzı Topuz, yazarı olduğu Türk Basın Tarihi adlı kitapta, Türkiye’de gazetecilerin Meşrutiyetin ilanın edildiği 1908 yılında Sirkeci Garının karşısında bir gazinoda toplanarak kendi aralarlında örgütlenmeye karar verdiklerini yazar. O gün kurulacak derneğinin tüzüğünü oluşturacak komisyon tespit edilir. Bu komisyon iki yıldan fazla süre toplantılar yaparak 42 maddelik bir tüzük tasarısı hazırlar. Bu tüzük Matbuat-ı Osmaniye Cemiyeti adlı bir dernek kurulmasını öngörmüştür. Derneğin amacı basın özgürlüğünü ve çalışanların haklarını korumak ve mesleğe sahip çıkmaktır. Ancak kuruluş toplantısı yapılamamış ve dernek kurulamamıştır.

 

Başarısız olan bu ilk girişimden sonra 1917 yılında Osmanlı Matbuat Cemiyeti kurulur. Osmanlı Birinci Dünya Savaşı’nın içindedir. Almanya ülkede bir basın derneği olduğunu düşünmektedir ve basını kontrol altında tutabilmek için var olduğunu düşündüğü bu derneğe bir davet gönderir. Bu davet üzerine alelacele Osmanlı Matbuat Cemiyeti kurulur. Bu cemiyet1920 yılında Türk Matbuat Cemiyeti adını alır. 1934’te Matbuat Cemiyeti, 1930’da İstanbul Matbuat Cemiyeti, 1935’de Atatürk’ün isteğiyle Basın Kurumu adını alır.

 

1938 yılında Basın Birliği kurulur. 1946 yılında bu birliğin dağıtılmasıyla, birliğin üyelerinin büyük çoğunluğu Sedat Simavi’nin başkanlığında Gazeteciler Cemiyeti’ni kurar.

 

Basında sendikal örgütlenme girişimleri

 

Gazetecilik mesleğindeki birleşme girişimlerinin sendikal örgütlenmeye geçişi tüm dünyada kendini gösteren işçi sınıfının haklarını aramaya başlamasıyla olmuştur. Uluslararası Çalışma Örgütü, daha 1928 yılında yayınladığı bir bildiride, o yıllarda birkaç ülke dışında gazetecilerin ücretlerinin ve yaşam koşullarının çok düşük olduğunu belirtmiştir.

 

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi de 1949 yılında aldığı bir kararla, haberleşme organlarında çalışanların görevlerini gerekli biçimde yapabilmesi için sosyal güvenliklerini olması gerektiğini söyler ve gazetecilerine sosyal güvenliği sağlayamamış üyelerini bu konuda önlemler almaya çağırır.

 

Türkiye bu uyarıdan sonra basın çalışanlarına sosyal güvenlik hakları tanıma adına kanunlar düzenler. Ancak gerçek anlamda sendikal örgütlenme, 1960 anayasasının sağladığı özgürlükçü ve toplumcu ortamda gerçekleşebilir.

 

Aslında 1952 tarihli 5952 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun, gazetecilere sendika kurma yollarını açıştır. İstanbul’daki gazeteciler kendi aralarında toplanarak basında ilk sendikal girişim olan İstanbul Gazeteciler Sendikasını kurmuştur. Bu sendikaya neredeyse İstanbul’daki bütün gazeteciler üye olmuştur. Diğer illerdeki gazeteciler de bir araya gelerek sendika kurar. 1958 yılında İstanbul, İzmir, Ankara Gazeteciler Sendikaları birleşerek Türkiye Gazeteciler Sendikası Federasyonu’nu (TGSF) oluşturur.1960 Anayasasından sonra da bu federasyon Türkiye Gazeteciler Sendikasına dönüşür.

 

Türkiye Gazeteciler sendikası ve grevler

 

Basın sektöründe başka sendikalar da kurulmuştur ama en çok üyeye sahip olması açısından Türkiye Gazeteciler Sendikası en önemlisidir.

 

Sendika her geçen gün gelişir ve büyür. 1970’li yıllarda oldukça etkin bir hale gelir. Ve tabii birçok grev karalarına da imza atar.

 

Gazeteciler sendikasının grevlerinin bir kısmı başarılı olur ve kısa sürede sonuca gider.

 

Başarılı ona bu grevlerden biri Anadolu Ajansı’nın grevidir. Bu grev12 Nisan 1969 da başlamış ve 10 gün sürmüştür. Grev sonunda Anadolu Ajansı, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın hazırladığı toplu iş sözleşmesine imza atmıştır.

 

Anadolu Ajansı 11 Ocak 1977’de de greve gitmiş ve 5 gün süren grev sonucunda çalışanlar toplu sözleşme şartlarını kabul ettirmiştir.

 

Kısa süreli grevler arasında Dünya Gazetesi grevini de sayabiliriz. Bu grev 17 Şubat 1971’de başlamış ve aynı gün sona ermiştir. İşveren araya aracılar koyarak anlaşma ortamını seçmiş ve TGS’nin toplu sözleşme teklifini kabul etmiştir. Gerçi bu grevden birkaç ay sonra işveren 6 çalışanını işten çıkarmış ve 5 çalışanını da sendikadan istifa ettirmiştir.

 

Aynı gün biten grevler arasında Hayat Yayınları olarak geçen, içinde “Hayat”, “Ses”, “Resimli Roman”, “Doğan Kardeş”, “Hayat Tarih” ve “Ayna” adlı yayınları bulunan grubun grevi de sayılabilir. 3 Mart 1971’de başlayan grev anlaşmanın sağlanmasıyla aynı gün sona ermiştir.

 

1 Ekim 1971 de Son Havadis çalışanları da greve gitmiş ve aynı gün uzlaşma sağlandığı için grev sona ermiştir. Fakat uzlaşma sağlansa bile anlaşmaya varıp sonuca bağlamak uzun sürmüştür.

 

Türkiye Gazeteciler Sendikası her zaman bu kadar kolay sonuca varan grevlere imza atmamıştır. Uzun soluklu ve çekişmeli grevleri de olmuştur.

 

Sendikanın uzun süreli grevleri arasında İstanbul Matbaası Grevi ilk sırayı alır. 17 Ekim 1974’te başlayan grevde bütün işçiler bir araya gelerek birlik ve bütünlük oluşturmuş ve her gün işyerinin önünde tam kadro olarak toplanmışlardır. Hatta işçilerden 9’u ölüm orucuna başlayınca sıkıyönetim komutanlığı olaya el koymuş ve taraflar arsında sona eren görüşmeler yeniden başlamıştır. Sonuçta protokol imzalanmış, işveren matbaasını kapatmış ve imzalanan protokole göre işçiler haklarını alarak iş yerinden ayrılmışlardır.

 

Ankara’daki Zafer Gazetesinin grevi de uzun soluklu grevlerdendir. 17 Mayıs 1976 da başlamış ve 1,5 yıl sürmüştür. Sendika üyeleri daha fazla zarara uğramamak için kıdem tazminatlarını alarak grevi bitirmiştir.

 

1976 da kurulan Ak Ajans yani Akdeniz Haber Ajansı, sendikalı üyelerine istifa etmeleri konusunda baskı yapmış ve bazılarını isten çıkarmıştır. Türkiye Gazeteciler Sendikası yöneticileri, Ajans yöneticilerine uyarı göndermiş ancak, çalışanlar geri alınmamıştır. İşveren sendikanın toplu sözleşme çağrılarına da cevap vermemiştir. Bunun üzerine 28 Haziran 1977 tarihinde grev kararı alınmış ve yasanın öngördüğü süre dolduktan sonra 8 Temmuz 1977 de grev başlamıştır. Grev 22 ay sürmüş, işçiler gece gündüz nöbetleşerek grev yerinden ayrılmayarak toplu bir direniş örneği sergilemiştir. Grev 25 Ocak 1979’da sona erdiğinde, çalışanlara bazı ödemeler yapılmış ve işyeri kapatılmıştır.

 

Bu örneklerden de anlaşıldığı gibi basında grev 1970’li yıllarda yaygın bir uygulama alanı bulmuş, daha sonraki yıllarda neredeyse grev sözü edilmemiştir bile. Türkiye Gazeteciler Sendikası sorunları genellikle toplu sözleşmelerle çözmeye çalışmış, bazen başarılı olmuş bazen de olamamıştır. Grev genellikle en son çare olarak devreye girmiştir. Çünkü basın diğer iş kollarından daha ayrıcalıklı bir durumdadır. Herhangi bir fabrikada üretimin durmasıyla basında üretimin durması arasında çok fark vardır. Sözgelimi birkaç gün çıkmayan gazete, birkaç gün yayın yapamayan televizyon kanalı okuyucu ve izleyicisinde epey kayıplar yaşar ve güvenilirliğini kaybeder.

 

Atv-Sabah grevinin şansızlığı biraz buradan kaynaklanıyor. 13 Şubat’tan bu yana grevde olan Atv-Sabah çalışanları, gazete ve televizyonun yayın yapmasını durduramadığı için işveren tarafından fazla ciddiye alınmıyor. Her iki taraf da hukuksal zeminde çözüme ulaşacağı günü bekliyor.

 

Biliyorsunuz Atv-Sabah, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) yönetimindeyken, çalışanlar sendikal örgütlenmeye gitmiş ve yeterli çoğunluk oluşturdukları için toplu sözleşme yetkisi almıştı. Atv-Sabah’ı Turkuvaz Grubu'nun satın almasının ardından sendika üyesi çalışanlar baskı görmüş ve istifaya zorlanmış, bazı sendikalı çalışanlar da işten çıkartılmıştı. Toplu sözleşmede anlaşmaya varılamaması sonucunda grev kararı alınmış ve 10 kişilik bir grup greve başlamıştı.

 

Kaynaklar

 

1- Hıfzı Topuz, 100 Soruda Basın Tarihi, 1973
2- Hıfzı Topuz, Türk Basın Tarihi, 1975
3-1970’li yıllara ait Türkiye Gazeteciler Sendikası çalışma raporları

----------------------
BİRSEN ALTINER
E MAİL: birsenaltiner@hotmail.com
WEB: www.birsenaltiner.com